Kezman’da son kriz
YUSUF KOBAL
Yönetimin, Sırp oyuncudan fazladan tahsil ettiği 1 milyon euroyu geri ödemesini istediği, bu nedenle transferine izin verFenerbahçe yönetimi, Paris Saint German’ın istediği Mateja Kezman’ı satmak için bu oyuncuya 1 milyon euroluk şart koştu. Sırp oyuncudan kulüpten tahsil ettiği fazladan 1 milyon euroyu geri ödemesini isteyen Fenerbahçe Kulübü, aksi taktirde transfere izin vermeyeceğini bildirdi. Atletico Madrid kulübünden 8 milyon euro bonservis bedeli karşılığı Fenerbahçe’ye alınan ve dört yıllık sözleşme yapılan Kezman, bu sözleşmeye göre kalan iki yıl için sarı - lacivertlilerden 5 milyon euro alacaktı. İlk iki yıl toplam altı milyon euro alan Kezman, son iki yıl 2.5 milyon euroya anlaşma yapmıştı. Kezman’ın 12 milyon euroluk ücretinin yarısını tahsil ettiği, Fransız kulübüyle yılda 2 milyon euroya yakın anlaşma yaptığı belirlendi. Fenerbahçe yönetimi, Kezman’ın toplam alacağının yarısını aldığını, ancak verimli olamadığı için 1 milyon euroyu geri ödeyerek transfer olabileceğini bildirdi. Kulüpten ayrılabilmesi için kendisinden 1 milyon euro istenen Kezman bu parayı geri ödemeyeceğini bildirdi. Fenerbahçe yönetimi de Kezman’ı bu durumda satmayacağını söyleyip, transferi kilitledi. PSG?yöneticilerinin son kez hafta içi sarı - lacivertli yönetimle göreceği öğrenildi.
Saturday, August 16, 2008
Acil sorgulama
ERHAN TELLİ
Teknik Direktör Skibbe, Steaua Bükreş maçı sonrası yöneticiler tarafından toplantıya alındı. Yöneticiler kötü futbol ve oyuncu tercihleri konusundaki sıkıntılarını aktardı, Alman hoca, “Merak etmeyin. Turu geçeceğiz” dedi.
“Galatasaray’da Steaua Bükreş maçında alınan beraberliğin ardından kriz masası oluşturan futbol komitesinin, karşılaşmanın hemen ardından Florya’da Teknik Direktör Skibbe ile bir araya geldiği öğrenildi.Futbol Şube Sorumluları Haldun Üstünel, Murat Yalçındağ ve Futbol AŞ. Genel Müdürü Adnan Sezgin’in bulunduğu toplantıda, eleştirilerin hedefi haline gelen Alman hoca ve yardımcısı Ümit Davala ile durum değerlendirmesi yapan idarecilerin, kadro tercihi konusundaki sıkıntılarını dile getirdikleri ve takımın neden bu kadar kötü oynadığını sordukları belirtildi.Sakatlıktan yeni çıkan Emre Güngör’ü sağ bek, yeni transfer Meira’yı ise ön libero olarak oynatan ve büyük eleştiri alan Skibbe’ye, ilk ciddi uyarısını yapan futbol komitesinin, bu tercihlerin nedenlerini de sorduğu kaydedildi.Alman hocanın, milli takımda sağ bek oynamasına karşın genç yıldız Sabri Sarıoğlu’nu tam bir sağ bek olarak görmediğini ve bu bölgede başka alternatifinin olmaması sebebiyle Emre Güngör’e forma verdiğini söylediği, Meira’yı da daha önce Stuttgart takımında o bölgede başarıyla oynadığı için tercih ettiğini kaydettiği öğrenildi.Üç idarecinin de takımın kötü futbol sergilemesinin nedenlerini araştırdığı toplantıda, Skibbe’nin tur için güven verdiği ve “Merak etmeyin. Turu geçeceğiz. Steaua Bükreş’i Romanya’da yenecek güce sahibiz. Yeter ki sakatlarımız o maça kadar iyileşsin ve tam bir takım halinde sahaya çıkabilelim. Bundan sonra oynayacağımız her maçta daha da iyi olacağız. Henüz istediğim 11’i bir arada oynatamadım. Süper Kupa maçında ideal kadromu sahaya sürerek, ilk kupamızı kazanacağız” dediği bildirildi.
ERHAN TELLİ
Teknik Direktör Skibbe, Steaua Bükreş maçı sonrası yöneticiler tarafından toplantıya alındı. Yöneticiler kötü futbol ve oyuncu tercihleri konusundaki sıkıntılarını aktardı, Alman hoca, “Merak etmeyin. Turu geçeceğiz” dedi.
“Galatasaray’da Steaua Bükreş maçında alınan beraberliğin ardından kriz masası oluşturan futbol komitesinin, karşılaşmanın hemen ardından Florya’da Teknik Direktör Skibbe ile bir araya geldiği öğrenildi.Futbol Şube Sorumluları Haldun Üstünel, Murat Yalçındağ ve Futbol AŞ. Genel Müdürü Adnan Sezgin’in bulunduğu toplantıda, eleştirilerin hedefi haline gelen Alman hoca ve yardımcısı Ümit Davala ile durum değerlendirmesi yapan idarecilerin, kadro tercihi konusundaki sıkıntılarını dile getirdikleri ve takımın neden bu kadar kötü oynadığını sordukları belirtildi.Sakatlıktan yeni çıkan Emre Güngör’ü sağ bek, yeni transfer Meira’yı ise ön libero olarak oynatan ve büyük eleştiri alan Skibbe’ye, ilk ciddi uyarısını yapan futbol komitesinin, bu tercihlerin nedenlerini de sorduğu kaydedildi.Alman hocanın, milli takımda sağ bek oynamasına karşın genç yıldız Sabri Sarıoğlu’nu tam bir sağ bek olarak görmediğini ve bu bölgede başka alternatifinin olmaması sebebiyle Emre Güngör’e forma verdiğini söylediği, Meira’yı da daha önce Stuttgart takımında o bölgede başarıyla oynadığı için tercih ettiğini kaydettiği öğrenildi.Üç idarecinin de takımın kötü futbol sergilemesinin nedenlerini araştırdığı toplantıda, Skibbe’nin tur için güven verdiği ve “Merak etmeyin. Turu geçeceğiz. Steaua Bükreş’i Romanya’da yenecek güce sahibiz. Yeter ki sakatlarımız o maça kadar iyileşsin ve tam bir takım halinde sahaya çıkabilelim. Bundan sonra oynayacağımız her maçta daha da iyi olacağız. Henüz istediğim 11’i bir arada oynatamadım. Süper Kupa maçında ideal kadromu sahaya sürerek, ilk kupamızı kazanacağız” dediği bildirildi.
Bravo Elvan
Pekin’de büyük hayal kırıklığı yaratan Türk sporu, atletizmde sevindi. Bayanlar 10 bin metredeki temsilcimiz Elvan Abeylegesse, uzun süre önde götürdüğü yarışı ikinci sırada bitirdi ve Türkiye’ye atletizmdeki ilk gümüşü kazandırdı.Pekin Olimpiyatlarıı’nda Türkiye’nin yüzünü, 10 bin metrede gümüş madalya kazanan Elvan Abeylegesse güldürdü. 32 atletin katıldığı ve hızlı bir tempoda koşulan 10 bin metre finalinde başarılı bir taktik koşusu sergileyen Elvan, finişe 300 metre kala Etiyopyalı Tirunesh Dibaba’nın müthiş atağına karşılık veremeyince 29.56.34’lük dereceyle gümüş madalyada kaldı.Geçen yıl Osaka’daki Dünya Şampiyonası’nda da Elvan’ı ikincilikte bırakan Dibaba’nın 29.54.66 ile olimpiyat rekoru kırarak kazandığı yarışta milli atletimiz de Avrupa rekorunun sahibi oldu. 30 dakikanın altında finişe gelen her iki atlet, tüm zamanların en iyi ikinci ve üçüncü derecelerine imza attılar. Ulusal Stadyum’da 90 bin kişinin izlediği 25 turluk finalin başlangıcıyla birlikte ön grupta kendine yer buldu. Altıncı turdan itibaren yarışta kopmalar başlarken, milli atletimiz Lornah Kiplagat’ın uzun süre tempoyu ayarladığı mücadelenin 9. turunda 3. sırada yerleşti. 15. turda ikinciliğe yükselen Elvan, 6400 metre civarında atak yaparak devirladığı liderliği son tura kadar korudu.Ancak beş tur Elvan’ın adeta ensesine yapışan Dibaba’nın son atağına karşılık veremedi. 30.01.09 ile İngiliz Radcliffe’e ait Avrupa rekorunu ele geçiren Elvan, aynı zamanda Türkiye’nin iki bronz aldığı olimpiyat tarihinde atletizmdeki ilk gümüş madalyasını kazandı. 1948 Londra’da Ruhi Sarıalp üç adımda, 2004 Atina’da Eşref Apak çekiçte üçüncü olmuştu. Yarışın bitiminde Elvan önce Dibaba’yı tebrik etti, ardından Türk bayrağıyla tur attı. Yarışta bronzu kazanan ABD’li Shalane Flanagan, 1992’den bu yana ülkesine bu dalda ilk madalyasını kazandırdı.Madalya töreninin ardından çok mutlu olduğunu söyleyerek konuşmasına başlayan başarılı atlet, “80 milyon Türk insanını mutlu ettiğimden eminim. Madalyamı Türk halkına hediye ediyorum. Altın madalya almak için elimden geleni yaptım ama olmadı. 5 bin metre yarışına katılıp katılmama konusunda da antrenörlerimle birlikte karar vereceğiz. Çünkü tartan pist çok sert” diye konuştu.
Kutlama yarışı!Türkiye’ye atletizmde olimpiyat madalyası kazandıran ilk bayan atlet olan Elvan’ın başarısı, devletin zirvesini de memnun etti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve TBMM Başkanı Köksal Toptan milli atlete kutlama telgrafı gönderdi.
Pekin’de büyük hayal kırıklığı yaratan Türk sporu, atletizmde sevindi. Bayanlar 10 bin metredeki temsilcimiz Elvan Abeylegesse, uzun süre önde götürdüğü yarışı ikinci sırada bitirdi ve Türkiye’ye atletizmdeki ilk gümüşü kazandırdı.Pekin Olimpiyatlarıı’nda Türkiye’nin yüzünü, 10 bin metrede gümüş madalya kazanan Elvan Abeylegesse güldürdü. 32 atletin katıldığı ve hızlı bir tempoda koşulan 10 bin metre finalinde başarılı bir taktik koşusu sergileyen Elvan, finişe 300 metre kala Etiyopyalı Tirunesh Dibaba’nın müthiş atağına karşılık veremeyince 29.56.34’lük dereceyle gümüş madalyada kaldı.Geçen yıl Osaka’daki Dünya Şampiyonası’nda da Elvan’ı ikincilikte bırakan Dibaba’nın 29.54.66 ile olimpiyat rekoru kırarak kazandığı yarışta milli atletimiz de Avrupa rekorunun sahibi oldu. 30 dakikanın altında finişe gelen her iki atlet, tüm zamanların en iyi ikinci ve üçüncü derecelerine imza attılar. Ulusal Stadyum’da 90 bin kişinin izlediği 25 turluk finalin başlangıcıyla birlikte ön grupta kendine yer buldu. Altıncı turdan itibaren yarışta kopmalar başlarken, milli atletimiz Lornah Kiplagat’ın uzun süre tempoyu ayarladığı mücadelenin 9. turunda 3. sırada yerleşti. 15. turda ikinciliğe yükselen Elvan, 6400 metre civarında atak yaparak devirladığı liderliği son tura kadar korudu.Ancak beş tur Elvan’ın adeta ensesine yapışan Dibaba’nın son atağına karşılık veremedi. 30.01.09 ile İngiliz Radcliffe’e ait Avrupa rekorunu ele geçiren Elvan, aynı zamanda Türkiye’nin iki bronz aldığı olimpiyat tarihinde atletizmdeki ilk gümüş madalyasını kazandı. 1948 Londra’da Ruhi Sarıalp üç adımda, 2004 Atina’da Eşref Apak çekiçte üçüncü olmuştu. Yarışın bitiminde Elvan önce Dibaba’yı tebrik etti, ardından Türk bayrağıyla tur attı. Yarışta bronzu kazanan ABD’li Shalane Flanagan, 1992’den bu yana ülkesine bu dalda ilk madalyasını kazandırdı.Madalya töreninin ardından çok mutlu olduğunu söyleyerek konuşmasına başlayan başarılı atlet, “80 milyon Türk insanını mutlu ettiğimden eminim. Madalyamı Türk halkına hediye ediyorum. Altın madalya almak için elimden geleni yaptım ama olmadı. 5 bin metre yarışına katılıp katılmama konusunda da antrenörlerimle birlikte karar vereceğiz. Çünkü tartan pist çok sert” diye konuştu.
Kutlama yarışı!Türkiye’ye atletizmde olimpiyat madalyası kazandıran ilk bayan atlet olan Elvan’ın başarısı, devletin zirvesini de memnun etti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve TBMM Başkanı Köksal Toptan milli atlete kutlama telgrafı gönderdi.
Friday, March 21, 2008
Thursday, March 20, 2008
Friday, February 15, 2008
Sunday, January 20, 2008
Süperler
Kartal'a paşa ziyafeti!Siyah-beyazlı ekip ligin son sırasında yer alan Kasımpaşa karşısında 2-0 geriye düşmesine rağmen şoku üzerinden çabuk attı. Nobre ve Cisse ile beraberliği sağladı. İkinci yarıda Delgado ve Nobre ile üç puanı kaptı.
Stoper Üzülmez!Oturmuş sistemin sağıyla, soluyla fazla oynarsanız başınıza iş alırsınız!Ali Tandoğan ve Baki Mercimek'in "cezalı" oluşu, Sağlam'ı savunma kurgusunda değişikliğe iterken, doğrusu bizi de şaşkınlığa sürükledi! Ancak Sağlam'ın 22 dakikalık üçlü savunma denemesi tutmadı, tutması da söz konusu olamazdı. İbrahim Üzülmez'den stoper olur mu, olmaz mı, varın siz karar verin!
Delgado'dan mükemmel golÜçlü savunma, 22 dakikalık dilimde iki gol birden yedi! İlk golde İbrahim Üzülmez'in hatası ön planda idi... İkinci golü ise Serdar Özkan kendi kalesine attı... İyi ki Özkan o golü kendi kalesine attı, Sağlam dörtlü savunmaya döndü! Bu U dönüşü yeniden Kartal'ı ayağa kaldırdı, önce Nobre, ardından da Cisse'nin golleri, olası bir yenilgiye ilk yarıda "set" çekti.Kartal yediği gollerden maalesef hiç ders almıyor! Özgür Öcal'ın 38. saniyede attığı gol de savunmanın bir hediyesi idi rakibe! Büyük takımlar zorlukların altından kalkandır... Nitekim ligde kalıp, kalmayacağı mucizelere kalmış Kasımpaşa'nın iki golüyle adeta 'şoka' giren Kartal, büyüklüğünü hatırladı ve ilk yarıyı skoru eşitleyerek tamamladı.Her iki takımın ofansa dayalı taktiği, İnönü'deki mücadelenin kalitesini artıran faktörler idi... İlk yarıda iki gol bulan ancak Kartal'ın yoğun baskısına dayanamayan konuk takım Kasımpaşa, ikinci yarıda skoru koruma içgüdüsüyle savunmasına yaslanınca başına iş aldı! Konuk takım bu oyun anlayışını taa ki 69.dakikaya kadar sürdürebildi. Oyunun sıkıştığı anlarda Delgado sahneye çıktı, Tello'nun verdiği pası mükemmel bir vuruşla filelere gönderirken, tribünlerden de haklı alkışı aldı.Sağlam, 78'de Bobo'yu aldı, yerine Rico'yu sahaya sürdü, sağ kanatta bu dakikaya kadar fazla verimli olmayan Holosko'yu da ofansa çekti.Bu değişim üç dakika sonra golü getirdi. Üzülmez'in sol kanattan götürüp, savunmayı geçip altı pasa kestiği topu Nobre şık bir vuruşla gole çevirirken, Kasımpaşa'yı ligde kaderiyle baş başa bıraktı, zirve yarışında bir engeli daha geçti... Ancak Nobre'nin attığı bu gol uzun süre tartışılacak. Çünkü pozisyon bizce ofsayt idi... Orta hakem Aytekin Durmaz, yardımcı hakemine uydu ve golü verdi.MAÇIN ADAMI
DelgadoSade oynuyor, teknik kapasitesini mükemmel kullanıyor, adam eksiltiyor. Pas yüzdesi bir hayli yüksek, isabetli olanlar da bir hayli tehlikeli. Rakibin kapandığı anlarda oyunu açıyor, forvetlerin yapamadığını o yapıyor. İkinci yarıda savunmasına yaslanan Kasımpaşa'yı çökerten gol, bizce maçın kırılma noktasıydı.
MAÇIN DAKİKALARI1 Santra yapıldıktan 38 saniye sonra Beşiktaş kalesinde gol gördü. Siyah - beyazlı defansın uzaklaştıramadığı Özgür önünde buldu. Kasımpaşalı oyuncu ceza sahasına girer girmez çok sert vurdu: 0-17 Delgado orta alandan aldığı topla rakiplerini geçerek ceza sahasına girdi. Kaleci Khalid'i de geçti fakat açısını kaybetti. Ardından çalımla Fatih'i geçti ve yerden Cisse'ye bıraktı. Fransız'ın sert şutu savunmadan döndü. 16 Tello'nun soldan aşırtması ile topa yükselen Nobre vuramadı, arkadan gelen Holosko'nun şutu ise kaleci Khalid'ten döndü.20 Kasımpaşa sağdan gelen atağında topu dışarı atmak isteyen Serdar Özkan kendi kalesine gönderdi: 0-221 Tello'nun ortasına iyi yükselen Nobre kafayla farkı bire indirdi: 1-2.34 Tello'nun sağ kanattan kullandığı köşe vuruşunda topu kaleci Khalid'in üzerin kafa ile aşıran Cisse skora eşitlik getirdi: 2-252 Seri çalımlarla ceza sahasına doğru giden Delgado pasını İbrahim Üzülmez'e çıkardı. Onun yerden pasında ise son anda araya Jens girerek mutlak bir tehlikeyi önledi.69 Tello'nun pas olarak kullandığı topu muhteşem bir vuruşla topu ağlara gönderdi: 3-281 Tello'nun pası ile ceza sahasına giren İbrahim Üzülmez topu aşırtarak iki kişiyi geçti. Vuruşunda, savunmadan seken top Nobre'nin önüne düştü. Brezilyalı futbolcu hiç beklemeden dönerek sert vurdu: 4-2
MAÇTAN NOTLAR
Çarşı'dan mesajÇarşı grubu sosyal mesajlarına dün de devam etti. Siyah-beyazlılar, 20 Ocak 1988'de Samsunspor'un geçirdiği üzücü kazayı hatırlatıp, trafik canavarına da karşı olduğunu gösterdi.
Kartal geriden gelip geçiyor!Beşiktaş bu sezon Süper Lig'de oynadığı 19 maçta 8 kez mağlup duruma düştü. Siyah-beyazlılar, bu 8 maçın 6 tanesini kazandı. Kartal bir tanesinde berabere kalırken, sadece Galatasaray'a deplasmanda 2-1 kaybetti.
Filipin'den misafirSiyah-beyazlılılar arasında yer alan bir grup dikkatlerden kaçmadı. Beşiktaş'a ve Ertuğrul Sağlam'a olan sevgilerini ellerindeki dövizlere yazan taraftarlar, "Filipinli Beşiktaşlılar" diye imza attı.
Kulübede ısıtıcıYedek kulübesinde bulunan futbolcuları düşünen Beşiktaş, yedek kulübesine ısıtıcı koydu. Kulübenin üzerinde bulunan ısıtıcıların dışında, aynı yöntemin, şeref tribününde de uygulanması dikkatlerden kaçmadı.
33 gün sonraSiyah-beyazlılar, 33 gün aradan sonra taraftarıyla buluştu. En son 16 Aralık'ta Ankaragücü'nü 3-1 yendiği lig maçında İnönü Stadı'ndaki yerini alan Beşiktaşlılar, Türkiye Kupası'ndaki Ankaraspor maçının seyircisiz olması nedeniyle takımlarını yalnız bırakmışlardı.
Holosko 24 yaşındaVestel Manisaspor'dan transfer edilen Holosko, 24. yaşgününü arkadaşlarıyla birlikte kutladı. Slovak oyuncuya BJK Nevzat Demir Tesisleri'nde küçük bir doğum günü partisi yapıldı.
'Hedefim 2. UEFA'Galatasaray Kaptanı Hakan Şükür, bu sezon dev kupayı ikinci kez kaldırmak istediğini ifade etti.
Galatasaray'ın rekortmen kaptanı Hakan Şükür, ikinci kez UEFA Kupası'nı kazanmayı hedeflediğini söyledi. Çaykur Rize maçında sarı - kırmızılı formayla attığı gol sayısını 219'a çıkararak Metin Oktay'a (217) ait rekoru kıran ve 240 golle Tanju Çolak'a ait gol rekorunu egale eden tecrübeli futbolcu, gollerine devam ederek takımına yeni başarılar yaşatmak istediğini vurguladı.Kendisine her zaman destek olan ailesine, taraftarlara ve takım arkadaşlarına teşekkür eden Hakan, "Attığım gollerde hepsinin ayrı ayrı emekleri var. Metin Oktay gibi bir insanla anılmak ve onun gibi bir Galatasaraylı'ya ait rekoru kırmak çok güzel. Futbolumun son dönemlerine geldiğim bu yıllarda en büyük hedefim UEFA Kupası'nı ikinci kez kaldırmak. Takım olarak bu hedefe ulaşmak için elimizden geleni yapacağız" dedi.
Fenerbahçe DevrimiHerkesi kutlamak lazım. Tabii önce Alex'i. Ondan önce Fenerbahçe'yle büyüyen Zico'yuCSKA'nın 2 maçta, Fenerbahçe'ye attığı 3 sayıda, 2 asist 1 golle Edu başrolde. Savunmaya yaptığı onca, hem de temel katkıya rağmen skora bu kadar ekside etki etmesi ne garip. Halbuki Fenerbahçe savunmasının aklı Edu.Fenerbahçe'nin kader / dönüm/final maçında evinde geri düşmesine rağmen hemen kimsenin endişlenmeyişinde bulmak lazım Kadıköylülerin değişen kaderini.Çok kısa bir sürede, 3-0 galipken bile endişe veren olmaktan kurtulup yenikken bile umut kırmayana dönüştüler. Gerçekte değişen kader bu aslında.Şampiyonlar Ligi'nde hem de bayağı güçlü ve geleneği kuvvetli bir gruptan çıkabilmiş olması da buna bağlı zaten. Tonla alt başlık böyle bir sonuç çıkarıyor ortaya.Misal kendisini işine veren bir Carlos'a sahip olmanın sadece ona sahip olmak olmadığını da artık idrak etmiş olduk hep birlikte. Uğur Boral'ın -nasıl bir oyundu dünkü. Nihayet yani Tuncay olma hayallerine çok yaklaştı- ve Gökhan'ın bu kadar sıradışı oynayabiliyor oluşu onun varlığından biraz da. Deniz'in yerine konmaz gibi duran performansının Selçuk'la dolmuş olması tesadüf mü? 4 gün içinde, son 8 yılda UEFA'yı kazanmış iki takımı rahat yenebilmenin ve liglerin kralından elini kolunu sallayarak çıkmanın Carlos'la, herkesin onu seviyesine çıkma çabasıyla ilgisi var. Fenerbahçe her yıl biraz daha üstüne koyarak ve evet biraz yavaş geldi buraya. Ama yavaş gelen hızlı gitmez.Bu seviyeye ulaşmak bugünden yarına olmuyor. Bugünden yarına olursa da hemen düşülüyor oralardan. Ancak garip olan 10 yıl önce Avrupalı olmaya en uzak büyüğün bugün bu kadar büyük farkla en önde oluşu. Dün, eksik noksan, önemli değil CSKA karşısında grup boyunca sergiledikleri standartı yine ortaya koydular. İşte önemli olan buraya gelmiş olmak. Herkesi kutlamak lazım. Tabii önce Alex'i. Ondan önce Fenerbahçe'yle büyüyen Zico'yu.Bir de not düşmek gerek: Semih'in bu kadar övgü ve istek almasının sebebinin ne olduğunu sürekli kendisine hatırlatması gerekiyor. Basit ve alçakgönüllü, ama çok etkili bir oyun. Semih bunun dışına çıkarak başka bir şey oynayarak vazgeçilmez olamaz. Sahip olduğu özelliklerini geliştirip büyüterek vazgeçilmez olabilir. Yani daha da basit, alçakgönüllü ve dolayısyla çok daha etkili bir oyunla.
Stoper Üzülmez!Oturmuş sistemin sağıyla, soluyla fazla oynarsanız başınıza iş alırsınız!Ali Tandoğan ve Baki Mercimek'in "cezalı" oluşu, Sağlam'ı savunma kurgusunda değişikliğe iterken, doğrusu bizi de şaşkınlığa sürükledi! Ancak Sağlam'ın 22 dakikalık üçlü savunma denemesi tutmadı, tutması da söz konusu olamazdı. İbrahim Üzülmez'den stoper olur mu, olmaz mı, varın siz karar verin!
Delgado'dan mükemmel golÜçlü savunma, 22 dakikalık dilimde iki gol birden yedi! İlk golde İbrahim Üzülmez'in hatası ön planda idi... İkinci golü ise Serdar Özkan kendi kalesine attı... İyi ki Özkan o golü kendi kalesine attı, Sağlam dörtlü savunmaya döndü! Bu U dönüşü yeniden Kartal'ı ayağa kaldırdı, önce Nobre, ardından da Cisse'nin golleri, olası bir yenilgiye ilk yarıda "set" çekti.Kartal yediği gollerden maalesef hiç ders almıyor! Özgür Öcal'ın 38. saniyede attığı gol de savunmanın bir hediyesi idi rakibe! Büyük takımlar zorlukların altından kalkandır... Nitekim ligde kalıp, kalmayacağı mucizelere kalmış Kasımpaşa'nın iki golüyle adeta 'şoka' giren Kartal, büyüklüğünü hatırladı ve ilk yarıyı skoru eşitleyerek tamamladı.Her iki takımın ofansa dayalı taktiği, İnönü'deki mücadelenin kalitesini artıran faktörler idi... İlk yarıda iki gol bulan ancak Kartal'ın yoğun baskısına dayanamayan konuk takım Kasımpaşa, ikinci yarıda skoru koruma içgüdüsüyle savunmasına yaslanınca başına iş aldı! Konuk takım bu oyun anlayışını taa ki 69.dakikaya kadar sürdürebildi. Oyunun sıkıştığı anlarda Delgado sahneye çıktı, Tello'nun verdiği pası mükemmel bir vuruşla filelere gönderirken, tribünlerden de haklı alkışı aldı.Sağlam, 78'de Bobo'yu aldı, yerine Rico'yu sahaya sürdü, sağ kanatta bu dakikaya kadar fazla verimli olmayan Holosko'yu da ofansa çekti.Bu değişim üç dakika sonra golü getirdi. Üzülmez'in sol kanattan götürüp, savunmayı geçip altı pasa kestiği topu Nobre şık bir vuruşla gole çevirirken, Kasımpaşa'yı ligde kaderiyle baş başa bıraktı, zirve yarışında bir engeli daha geçti... Ancak Nobre'nin attığı bu gol uzun süre tartışılacak. Çünkü pozisyon bizce ofsayt idi... Orta hakem Aytekin Durmaz, yardımcı hakemine uydu ve golü verdi.MAÇIN ADAMI
DelgadoSade oynuyor, teknik kapasitesini mükemmel kullanıyor, adam eksiltiyor. Pas yüzdesi bir hayli yüksek, isabetli olanlar da bir hayli tehlikeli. Rakibin kapandığı anlarda oyunu açıyor, forvetlerin yapamadığını o yapıyor. İkinci yarıda savunmasına yaslanan Kasımpaşa'yı çökerten gol, bizce maçın kırılma noktasıydı.
MAÇIN DAKİKALARI1 Santra yapıldıktan 38 saniye sonra Beşiktaş kalesinde gol gördü. Siyah - beyazlı defansın uzaklaştıramadığı Özgür önünde buldu. Kasımpaşalı oyuncu ceza sahasına girer girmez çok sert vurdu: 0-17 Delgado orta alandan aldığı topla rakiplerini geçerek ceza sahasına girdi. Kaleci Khalid'i de geçti fakat açısını kaybetti. Ardından çalımla Fatih'i geçti ve yerden Cisse'ye bıraktı. Fransız'ın sert şutu savunmadan döndü. 16 Tello'nun soldan aşırtması ile topa yükselen Nobre vuramadı, arkadan gelen Holosko'nun şutu ise kaleci Khalid'ten döndü.20 Kasımpaşa sağdan gelen atağında topu dışarı atmak isteyen Serdar Özkan kendi kalesine gönderdi: 0-221 Tello'nun ortasına iyi yükselen Nobre kafayla farkı bire indirdi: 1-2.34 Tello'nun sağ kanattan kullandığı köşe vuruşunda topu kaleci Khalid'in üzerin kafa ile aşıran Cisse skora eşitlik getirdi: 2-252 Seri çalımlarla ceza sahasına doğru giden Delgado pasını İbrahim Üzülmez'e çıkardı. Onun yerden pasında ise son anda araya Jens girerek mutlak bir tehlikeyi önledi.69 Tello'nun pas olarak kullandığı topu muhteşem bir vuruşla topu ağlara gönderdi: 3-281 Tello'nun pası ile ceza sahasına giren İbrahim Üzülmez topu aşırtarak iki kişiyi geçti. Vuruşunda, savunmadan seken top Nobre'nin önüne düştü. Brezilyalı futbolcu hiç beklemeden dönerek sert vurdu: 4-2
MAÇTAN NOTLAR
Çarşı'dan mesajÇarşı grubu sosyal mesajlarına dün de devam etti. Siyah-beyazlılar, 20 Ocak 1988'de Samsunspor'un geçirdiği üzücü kazayı hatırlatıp, trafik canavarına da karşı olduğunu gösterdi.
Kartal geriden gelip geçiyor!Beşiktaş bu sezon Süper Lig'de oynadığı 19 maçta 8 kez mağlup duruma düştü. Siyah-beyazlılar, bu 8 maçın 6 tanesini kazandı. Kartal bir tanesinde berabere kalırken, sadece Galatasaray'a deplasmanda 2-1 kaybetti.
Filipin'den misafirSiyah-beyazlılılar arasında yer alan bir grup dikkatlerden kaçmadı. Beşiktaş'a ve Ertuğrul Sağlam'a olan sevgilerini ellerindeki dövizlere yazan taraftarlar, "Filipinli Beşiktaşlılar" diye imza attı.
Kulübede ısıtıcıYedek kulübesinde bulunan futbolcuları düşünen Beşiktaş, yedek kulübesine ısıtıcı koydu. Kulübenin üzerinde bulunan ısıtıcıların dışında, aynı yöntemin, şeref tribününde de uygulanması dikkatlerden kaçmadı.
33 gün sonraSiyah-beyazlılar, 33 gün aradan sonra taraftarıyla buluştu. En son 16 Aralık'ta Ankaragücü'nü 3-1 yendiği lig maçında İnönü Stadı'ndaki yerini alan Beşiktaşlılar, Türkiye Kupası'ndaki Ankaraspor maçının seyircisiz olması nedeniyle takımlarını yalnız bırakmışlardı.
Holosko 24 yaşındaVestel Manisaspor'dan transfer edilen Holosko, 24. yaşgününü arkadaşlarıyla birlikte kutladı. Slovak oyuncuya BJK Nevzat Demir Tesisleri'nde küçük bir doğum günü partisi yapıldı.
'Hedefim 2. UEFA'Galatasaray Kaptanı Hakan Şükür, bu sezon dev kupayı ikinci kez kaldırmak istediğini ifade etti.
Galatasaray'ın rekortmen kaptanı Hakan Şükür, ikinci kez UEFA Kupası'nı kazanmayı hedeflediğini söyledi. Çaykur Rize maçında sarı - kırmızılı formayla attığı gol sayısını 219'a çıkararak Metin Oktay'a (217) ait rekoru kıran ve 240 golle Tanju Çolak'a ait gol rekorunu egale eden tecrübeli futbolcu, gollerine devam ederek takımına yeni başarılar yaşatmak istediğini vurguladı.Kendisine her zaman destek olan ailesine, taraftarlara ve takım arkadaşlarına teşekkür eden Hakan, "Attığım gollerde hepsinin ayrı ayrı emekleri var. Metin Oktay gibi bir insanla anılmak ve onun gibi bir Galatasaraylı'ya ait rekoru kırmak çok güzel. Futbolumun son dönemlerine geldiğim bu yıllarda en büyük hedefim UEFA Kupası'nı ikinci kez kaldırmak. Takım olarak bu hedefe ulaşmak için elimizden geleni yapacağız" dedi.
Fenerbahçe DevrimiHerkesi kutlamak lazım. Tabii önce Alex'i. Ondan önce Fenerbahçe'yle büyüyen Zico'yuCSKA'nın 2 maçta, Fenerbahçe'ye attığı 3 sayıda, 2 asist 1 golle Edu başrolde. Savunmaya yaptığı onca, hem de temel katkıya rağmen skora bu kadar ekside etki etmesi ne garip. Halbuki Fenerbahçe savunmasının aklı Edu.Fenerbahçe'nin kader / dönüm/final maçında evinde geri düşmesine rağmen hemen kimsenin endişlenmeyişinde bulmak lazım Kadıköylülerin değişen kaderini.Çok kısa bir sürede, 3-0 galipken bile endişe veren olmaktan kurtulup yenikken bile umut kırmayana dönüştüler. Gerçekte değişen kader bu aslında.Şampiyonlar Ligi'nde hem de bayağı güçlü ve geleneği kuvvetli bir gruptan çıkabilmiş olması da buna bağlı zaten. Tonla alt başlık böyle bir sonuç çıkarıyor ortaya.Misal kendisini işine veren bir Carlos'a sahip olmanın sadece ona sahip olmak olmadığını da artık idrak etmiş olduk hep birlikte. Uğur Boral'ın -nasıl bir oyundu dünkü. Nihayet yani Tuncay olma hayallerine çok yaklaştı- ve Gökhan'ın bu kadar sıradışı oynayabiliyor oluşu onun varlığından biraz da. Deniz'in yerine konmaz gibi duran performansının Selçuk'la dolmuş olması tesadüf mü? 4 gün içinde, son 8 yılda UEFA'yı kazanmış iki takımı rahat yenebilmenin ve liglerin kralından elini kolunu sallayarak çıkmanın Carlos'la, herkesin onu seviyesine çıkma çabasıyla ilgisi var. Fenerbahçe her yıl biraz daha üstüne koyarak ve evet biraz yavaş geldi buraya. Ama yavaş gelen hızlı gitmez.Bu seviyeye ulaşmak bugünden yarına olmuyor. Bugünden yarına olursa da hemen düşülüyor oralardan. Ancak garip olan 10 yıl önce Avrupalı olmaya en uzak büyüğün bugün bu kadar büyük farkla en önde oluşu. Dün, eksik noksan, önemli değil CSKA karşısında grup boyunca sergiledikleri standartı yine ortaya koydular. İşte önemli olan buraya gelmiş olmak. Herkesi kutlamak lazım. Tabii önce Alex'i. Ondan önce Fenerbahçe'yle büyüyen Zico'yu.Bir de not düşmek gerek: Semih'in bu kadar övgü ve istek almasının sebebinin ne olduğunu sürekli kendisine hatırlatması gerekiyor. Basit ve alçakgönüllü, ama çok etkili bir oyun. Semih bunun dışına çıkarak başka bir şey oynayarak vazgeçilmez olamaz. Sahip olduğu özelliklerini geliştirip büyüterek vazgeçilmez olabilir. Yani daha da basit, alçakgönüllü ve dolayısyla çok daha etkili bir oyunla.
Saturday, January 19, 2008
Tüm süperler
Gs
Galatasaray'da seçim heyecanıGalatasaray Üniversitesi'nde yapılacak rektörlük seçiminde Prof. Bayraktar, Prof. İnsel ve Prof. Tolga yarışacak. 140 üye oy kullanacak.
İSTANBUL MilliyetGalatasaray Üniversitesi'ni (GSÜ), yeni rektör seçimi heyecanı sardı. Galatasaray Üniversitesi'nde yarın yapılacak rektörlük seçiminde Prof. Dr. Köksal Bayraktar, Prof. Dr. Ahmet İnsel ve Prof. Dr. Ethem Tolga yarışacak. Yaklaşık 140 öğretim üyesi, Prof. Dr. Duygun Yarsuvat'tan boşalacak rektörlük koltuğu için oy kullanacak.
Mektup gönderdilerHukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Köksal Bayraktar, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet İnsel ve Mühendislik ve Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ethem Tolga'nın adaylığını açıkladığı rektörlük seçiminde, yalnızca yardımcı doçent ve üzerindeki unvanlara sahip öğretim üyeleri oy kullanabilecek. Seçim çalışmaları süresince, öğretim üyeleriyle toplantılar yapan adaylar, üyelere projelerini anlattıkları birer mektup gönderdi.
Programlar açıklandıRektörlük seçimine katılan adaylar şöyle konuştu:
Köksal Bayraktar: "Kampus içinde büyük problemler var. İlerlemek için öğrencilerle, öğretim üyeleriyle hatta yönetimle birlikte hareket etmek zorundayız. Katılımcı yönetim diye buna denir."
Ahmet İnsel: "Çalışma ve sosyal yaşamla ilgili konular, oluşturulacak Çalışma ve Sosyal Yaşam Komisyonu'nda tartışılacak. Üniversiteye girememiş insanların da üniversitedeki öğrenim faaliyetlerinden yararlanması için eğitim merkezi kurulmalı."
Ethem Tolga: "Öğrencilerin kendi konularıyla ilgili karar alma süreçlerine katılmaları gerekiyor. Öğrenci temsilcileri de üniversite yönetim kurullarına davet edilebilir."
FB
Fenerbahçe DevrimiHerkesi kutlamak lazım. Tabii önce Alex'i. Ondan önce Fenerbahçe'yle büyüyen Zico'yuCSKA'nın 2 maçta, Fenerbahçe'ye attığı 3 sayıda, 2 asist 1 golle Edu başrolde. Savunmaya yaptığı onca, hem de temel katkıya rağmen skora bu kadar ekside etki etmesi ne garip. Halbuki Fenerbahçe savunmasının aklı Edu.Fenerbahçe'nin kader / dönüm/final maçında evinde geri düşmesine rağmen hemen kimsenin endişlenmeyişinde bulmak lazım Kadıköylülerin değişen kaderini.Çok kısa bir sürede, 3-0 galipken bile endişe veren olmaktan kurtulup yenikken bile umut kırmayana dönüştüler. Gerçekte değişen kader bu aslında.Şampiyonlar Ligi'nde hem de bayağı güçlü ve geleneği kuvvetli bir gruptan çıkabilmiş olması da buna bağlı zaten. Tonla alt başlık böyle bir sonuç çıkarıyor ortaya.Misal kendisini işine veren bir Carlos'a sahip olmanın sadece ona sahip olmak olmadığını da artık idrak etmiş olduk hep birlikte. Uğur Boral'ın -nasıl bir oyundu dünkü. Nihayet yani Tuncay olma hayallerine çok yaklaştı- ve Gökhan'ın bu kadar sıradışı oynayabiliyor oluşu onun varlığından biraz da. Deniz'in yerine konmaz gibi duran performansının Selçuk'la dolmuş olması tesadüf mü? 4 gün içinde, son 8 yılda UEFA'yı kazanmış iki takımı rahat yenebilmenin ve liglerin kralından elini kolunu sallayarak çıkmanın Carlos'la, herkesin onu seviyesine çıkma çabasıyla ilgisi var. Fenerbahçe her yıl biraz daha üstüne koyarak ve evet biraz yavaş geldi buraya. Ama yavaş gelen hızlı gitmez.Bu seviyeye ulaşmak bugünden yarına olmuyor. Bugünden yarına olursa da hemen düşülüyor oralardan. Ancak garip olan 10 yıl önce Avrupalı olmaya en uzak büyüğün bugün bu kadar büyük farkla en önde oluşu. Dün, eksik noksan, önemli değil CSKA karşısında grup boyunca sergiledikleri standartı yine ortaya koydular. İşte önemli olan buraya gelmiş olmak. Herkesi kutlamak lazım. Tabii önce Alex'i. Ondan önce Fenerbahçe'yle büyüyen Zico'yu.Bir de not düşmek gerek: Semih'in bu kadar övgü ve istek almasının sebebinin ne olduğunu sürekli kendisine hatırlatması gerekiyor. Basit ve alçakgönüllü, ama çok etkili bir oyun. Semih bunun dışına çıkarak başka bir şey oynayarak vazgeçilmez olamaz. Sahip olduğu özelliklerini geliştirip büyüterek vazgeçilmez olabilir. Yani daha da basit, alçakgönüllü ve dolayısyla çok daha etkili bir oyunla.
BJK
BJK / GS Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdar Bilgili ile aynı uçakta Dalaman'dan İstanbul'a uçuyoruz. Konumuz elbette futbol... Galatasaray'la yolları ayrıldıktan sonra Lucescu'yu davet etmiş. "Beşiktaş'ı çalıştırmasını" önermiş. Lucescu'nun cevabı "büyük memnuniyet duyarım" olmuş. Ya koşullar? Bilgili'nin bu sorusuna Lucescu'nun cevabı kişiliğini bir kez daha vurguluyor. "Koşullar hiç önemli değil. Beşiktaş'ta ben onur mücadelesi yapacağım. Bana bu imkanı verdiğiniz için teşekkür ediyorum." Ve Serdar Bilgili'nin jesti: "Galatasaray'la anlaşmanız nasıl idiyse, aynı koşulla mukaveleyi imzalamaya hazırım." Lucescu'nun yüzünde o belli belirsiz tebessümlerinden biri daha beliriyor. 5 - 10 dakika içinde mukavele yazılıyor ve imzalanıyor. Galatasaray'dan hangi futbolcuların getirileceği, kimlerin alınmasını istediği sonraları konuşulmuş. Bugüne kadar başta Serdar Bilgili olmak üzere yönetimle aralarında hiçbir sürtüşme olmuyor.
Kovun gitsin Son Gençlerbirliği maçı öncesi Bilgili'ye bir haber geliyor. "Falanca oyuncu 'yedek soyunmam, sahaya çıkmam' diyor, ne yapalım?" Bilgili'nin kanı beynine sıçrıyor: "Bizi en önemli maçımızda böyle bırakıyorsa, şimdiden kovun gitsin..." O oyuncu Bilgili'nin çok sevdiği ve de Beşiktaş için önemli bir isimdir. Sonra... Takımlar sahaya çıkar. Bir bakılır. Falanca da yedek soyunmuştur. Yedekler kulübesindedir. Maçın ikinci devresinde Lucescu onu oyuna sokar ve o topçu sezonun en iyi oyunlarından birini ortaya koyar. Bilgili sorar. "Nasıl yedek soyundurtmayı başardınız?" Lucescu milimetrik gülümseyişiyle "O bir çocuk. İyi bir çocuk... Sırtını, başını okşadım. Hadi soyun dedim o kadar." Lucescu takıma terapi için psikoloğa gerek görmüyor. "Onların psikoloğu benim" diyor.
Kurumsal BJK Bugün Galatasaray'la karşı karşıya gelecek olan BJK, kurumsallık sürecinde mesafeler almıştır. Ne yapacağını, ne yapamayacağını tahmin etmek mümkün. Sahaya çıkaracağı takımı da öyle. İtalya futbolunun bir türevini oynuyor. Sağlam bir savunma ve ani ataklarla gol şansı aramak. Gol adamları sonuç alabilen, topa iyi vuranlar. Savunma adamları sağlam. İki blokun arasında son yılların en iyi futbolcularından biri olan Sergen oyun kuruyor, top dağıtıyor. Şans ibresi BJK'den yana. Üstelik beraberlik dahi Beşiktaş'ı şampiyonluğa götürüyor.
Galatasaray sancısı Galatasaray Kongresi'nde oyumu Başkan Canaydın'a vermiştim. Mehmet Cansun ve arkadaşlarının takımı en zor dönemde sırtlayıp şampiyonluğun turnikesine kadar taşımış olmalarını alkışlıyor, ama kulübün artık daha büyük mali olanaklarla yönetilmesi gereğine inanıyordum. UEFA kuralları bunu gerektiriyordu. Bir diğer inancım Fatih Terim'in Avrupa deneyimleriyle daha da zenginleşen futbol kariyeri ile Galatasaray'ı Avrupa Şampiyonu gibi doruklara uçuracağıydı. Bunları Galatasaraylı gazetecilerin katıldıkları bir açık oturumda içtenlikle söylemiştim de. Milliyet'in düzenlemiş olduğu "Yılın Sporcuları" gecesinde Lucescu'ya özel ödül vermekle ben görevlendirilmiştim. Şampiyonluğun tadını çıkarmak için ona bir hafta bile esirgenmişti. Buruktu. Ödülünü verirken kulağına "Bir Galatasaray Kongre Üyesi olarak size camiamızın müteşekkir olduğunu bildiririm" demiştim. Milimetrik gülümseyişi dudaklarında belirirken, gözlerinden de bir pırıltı geçtiğini görür gibi oldum. Ne yazık ki... Süper Lig'de de, Avrupa Şampiyonlar Ligi karşılaşmalarında da GS'den beklediklerimizi bulamadık. Galatasaray bir kurumlaşma ve sistemleşme gerçekleştiremedi. Her maç öncesi ne oynayacağı, kimlerle oynayacağı bilinmezler hanesinde kaldı. Hakemlerin de Galatasaray'ın tekerlerine çomak soktukları bir gerçek. Bu durumda ikincilik dahi başarı. Şimdi umudumuz Galatasaray için gelecek yıl. Bugün İnönü Stadı'nda Galatasaray futbolun iyisini ve efendicesini oynamalı. Yüzüncü Yıl için sarı - kırmızı renklerle bir buket gibi güzel olmalı.
Galatasaray'da seçim heyecanıGalatasaray Üniversitesi'nde yapılacak rektörlük seçiminde Prof. Bayraktar, Prof. İnsel ve Prof. Tolga yarışacak. 140 üye oy kullanacak.
İSTANBUL MilliyetGalatasaray Üniversitesi'ni (GSÜ), yeni rektör seçimi heyecanı sardı. Galatasaray Üniversitesi'nde yarın yapılacak rektörlük seçiminde Prof. Dr. Köksal Bayraktar, Prof. Dr. Ahmet İnsel ve Prof. Dr. Ethem Tolga yarışacak. Yaklaşık 140 öğretim üyesi, Prof. Dr. Duygun Yarsuvat'tan boşalacak rektörlük koltuğu için oy kullanacak.
Mektup gönderdilerHukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Köksal Bayraktar, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet İnsel ve Mühendislik ve Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ethem Tolga'nın adaylığını açıkladığı rektörlük seçiminde, yalnızca yardımcı doçent ve üzerindeki unvanlara sahip öğretim üyeleri oy kullanabilecek. Seçim çalışmaları süresince, öğretim üyeleriyle toplantılar yapan adaylar, üyelere projelerini anlattıkları birer mektup gönderdi.
Programlar açıklandıRektörlük seçimine katılan adaylar şöyle konuştu:
Köksal Bayraktar: "Kampus içinde büyük problemler var. İlerlemek için öğrencilerle, öğretim üyeleriyle hatta yönetimle birlikte hareket etmek zorundayız. Katılımcı yönetim diye buna denir."
Ahmet İnsel: "Çalışma ve sosyal yaşamla ilgili konular, oluşturulacak Çalışma ve Sosyal Yaşam Komisyonu'nda tartışılacak. Üniversiteye girememiş insanların da üniversitedeki öğrenim faaliyetlerinden yararlanması için eğitim merkezi kurulmalı."
Ethem Tolga: "Öğrencilerin kendi konularıyla ilgili karar alma süreçlerine katılmaları gerekiyor. Öğrenci temsilcileri de üniversite yönetim kurullarına davet edilebilir."
FB
Fenerbahçe DevrimiHerkesi kutlamak lazım. Tabii önce Alex'i. Ondan önce Fenerbahçe'yle büyüyen Zico'yuCSKA'nın 2 maçta, Fenerbahçe'ye attığı 3 sayıda, 2 asist 1 golle Edu başrolde. Savunmaya yaptığı onca, hem de temel katkıya rağmen skora bu kadar ekside etki etmesi ne garip. Halbuki Fenerbahçe savunmasının aklı Edu.Fenerbahçe'nin kader / dönüm/final maçında evinde geri düşmesine rağmen hemen kimsenin endişlenmeyişinde bulmak lazım Kadıköylülerin değişen kaderini.Çok kısa bir sürede, 3-0 galipken bile endişe veren olmaktan kurtulup yenikken bile umut kırmayana dönüştüler. Gerçekte değişen kader bu aslında.Şampiyonlar Ligi'nde hem de bayağı güçlü ve geleneği kuvvetli bir gruptan çıkabilmiş olması da buna bağlı zaten. Tonla alt başlık böyle bir sonuç çıkarıyor ortaya.Misal kendisini işine veren bir Carlos'a sahip olmanın sadece ona sahip olmak olmadığını da artık idrak etmiş olduk hep birlikte. Uğur Boral'ın -nasıl bir oyundu dünkü. Nihayet yani Tuncay olma hayallerine çok yaklaştı- ve Gökhan'ın bu kadar sıradışı oynayabiliyor oluşu onun varlığından biraz da. Deniz'in yerine konmaz gibi duran performansının Selçuk'la dolmuş olması tesadüf mü? 4 gün içinde, son 8 yılda UEFA'yı kazanmış iki takımı rahat yenebilmenin ve liglerin kralından elini kolunu sallayarak çıkmanın Carlos'la, herkesin onu seviyesine çıkma çabasıyla ilgisi var. Fenerbahçe her yıl biraz daha üstüne koyarak ve evet biraz yavaş geldi buraya. Ama yavaş gelen hızlı gitmez.Bu seviyeye ulaşmak bugünden yarına olmuyor. Bugünden yarına olursa da hemen düşülüyor oralardan. Ancak garip olan 10 yıl önce Avrupalı olmaya en uzak büyüğün bugün bu kadar büyük farkla en önde oluşu. Dün, eksik noksan, önemli değil CSKA karşısında grup boyunca sergiledikleri standartı yine ortaya koydular. İşte önemli olan buraya gelmiş olmak. Herkesi kutlamak lazım. Tabii önce Alex'i. Ondan önce Fenerbahçe'yle büyüyen Zico'yu.Bir de not düşmek gerek: Semih'in bu kadar övgü ve istek almasının sebebinin ne olduğunu sürekli kendisine hatırlatması gerekiyor. Basit ve alçakgönüllü, ama çok etkili bir oyun. Semih bunun dışına çıkarak başka bir şey oynayarak vazgeçilmez olamaz. Sahip olduğu özelliklerini geliştirip büyüterek vazgeçilmez olabilir. Yani daha da basit, alçakgönüllü ve dolayısyla çok daha etkili bir oyunla.
BJK
BJK / GS Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdar Bilgili ile aynı uçakta Dalaman'dan İstanbul'a uçuyoruz. Konumuz elbette futbol... Galatasaray'la yolları ayrıldıktan sonra Lucescu'yu davet etmiş. "Beşiktaş'ı çalıştırmasını" önermiş. Lucescu'nun cevabı "büyük memnuniyet duyarım" olmuş. Ya koşullar? Bilgili'nin bu sorusuna Lucescu'nun cevabı kişiliğini bir kez daha vurguluyor. "Koşullar hiç önemli değil. Beşiktaş'ta ben onur mücadelesi yapacağım. Bana bu imkanı verdiğiniz için teşekkür ediyorum." Ve Serdar Bilgili'nin jesti: "Galatasaray'la anlaşmanız nasıl idiyse, aynı koşulla mukaveleyi imzalamaya hazırım." Lucescu'nun yüzünde o belli belirsiz tebessümlerinden biri daha beliriyor. 5 - 10 dakika içinde mukavele yazılıyor ve imzalanıyor. Galatasaray'dan hangi futbolcuların getirileceği, kimlerin alınmasını istediği sonraları konuşulmuş. Bugüne kadar başta Serdar Bilgili olmak üzere yönetimle aralarında hiçbir sürtüşme olmuyor.
Kovun gitsin Son Gençlerbirliği maçı öncesi Bilgili'ye bir haber geliyor. "Falanca oyuncu 'yedek soyunmam, sahaya çıkmam' diyor, ne yapalım?" Bilgili'nin kanı beynine sıçrıyor: "Bizi en önemli maçımızda böyle bırakıyorsa, şimdiden kovun gitsin..." O oyuncu Bilgili'nin çok sevdiği ve de Beşiktaş için önemli bir isimdir. Sonra... Takımlar sahaya çıkar. Bir bakılır. Falanca da yedek soyunmuştur. Yedekler kulübesindedir. Maçın ikinci devresinde Lucescu onu oyuna sokar ve o topçu sezonun en iyi oyunlarından birini ortaya koyar. Bilgili sorar. "Nasıl yedek soyundurtmayı başardınız?" Lucescu milimetrik gülümseyişiyle "O bir çocuk. İyi bir çocuk... Sırtını, başını okşadım. Hadi soyun dedim o kadar." Lucescu takıma terapi için psikoloğa gerek görmüyor. "Onların psikoloğu benim" diyor.
Kurumsal BJK Bugün Galatasaray'la karşı karşıya gelecek olan BJK, kurumsallık sürecinde mesafeler almıştır. Ne yapacağını, ne yapamayacağını tahmin etmek mümkün. Sahaya çıkaracağı takımı da öyle. İtalya futbolunun bir türevini oynuyor. Sağlam bir savunma ve ani ataklarla gol şansı aramak. Gol adamları sonuç alabilen, topa iyi vuranlar. Savunma adamları sağlam. İki blokun arasında son yılların en iyi futbolcularından biri olan Sergen oyun kuruyor, top dağıtıyor. Şans ibresi BJK'den yana. Üstelik beraberlik dahi Beşiktaş'ı şampiyonluğa götürüyor.
Galatasaray sancısı Galatasaray Kongresi'nde oyumu Başkan Canaydın'a vermiştim. Mehmet Cansun ve arkadaşlarının takımı en zor dönemde sırtlayıp şampiyonluğun turnikesine kadar taşımış olmalarını alkışlıyor, ama kulübün artık daha büyük mali olanaklarla yönetilmesi gereğine inanıyordum. UEFA kuralları bunu gerektiriyordu. Bir diğer inancım Fatih Terim'in Avrupa deneyimleriyle daha da zenginleşen futbol kariyeri ile Galatasaray'ı Avrupa Şampiyonu gibi doruklara uçuracağıydı. Bunları Galatasaraylı gazetecilerin katıldıkları bir açık oturumda içtenlikle söylemiştim de. Milliyet'in düzenlemiş olduğu "Yılın Sporcuları" gecesinde Lucescu'ya özel ödül vermekle ben görevlendirilmiştim. Şampiyonluğun tadını çıkarmak için ona bir hafta bile esirgenmişti. Buruktu. Ödülünü verirken kulağına "Bir Galatasaray Kongre Üyesi olarak size camiamızın müteşekkir olduğunu bildiririm" demiştim. Milimetrik gülümseyişi dudaklarında belirirken, gözlerinden de bir pırıltı geçtiğini görür gibi oldum. Ne yazık ki... Süper Lig'de de, Avrupa Şampiyonlar Ligi karşılaşmalarında da GS'den beklediklerimizi bulamadık. Galatasaray bir kurumlaşma ve sistemleşme gerçekleştiremedi. Her maç öncesi ne oynayacağı, kimlerle oynayacağı bilinmezler hanesinde kaldı. Hakemlerin de Galatasaray'ın tekerlerine çomak soktukları bir gerçek. Bu durumda ikincilik dahi başarı. Şimdi umudumuz Galatasaray için gelecek yıl. Bugün İnönü Stadı'nda Galatasaray futbolun iyisini ve efendicesini oynamalı. Yüzüncü Yıl için sarı - kırmızı renklerle bir buket gibi güzel olmalı.
Trabzonspor
Trabzonspor kaybetti
Trabzonspor Birinci Lig’e çıktığı ilk sezon, ilk maçında hem de kendi sahasında Fenerbahçe’ye yenilmişti. Sonraları pek çok kez yendi, büyükleri ve diğerlerini. Pek çok kez de yenildi. Şampiyonluklarla, kupalarla ‘4. Büyük’ payesine erişti. Bu hafta aldığı ise, her açıdan tarihinin en ağır yenilgisiydi.
TAMER BAĞLAN Futbola gönül verenler olarak yaklaşık bir aydır lig heyecanının başlamasını beklemekteydik. Dünyanın en kolay oynanabilen, detaylı bilgilere sahip olmadan da rahatlıkla yorum yapılabilen, sürprize en açık takım oyunu olan ve bu nedenlerle çok sevilen futbolu özlemiştik...Ve henüz ilk maçta, başlama düdüğü çalmadan önce favori gösterilen, oyun süresince de kazanmayı daha fazla hakeden şampiyonluk adayı Fenerbahçe’nin sürpriz yenilgisiyle "İşte futbolun güzel tarafı bu" dedik. Bu sezon Göksel Samsunspor kalesinde, Lorant Fenerbahçe kulübesinde ilk kez bir lig maçında yer alıyor ve her ikisi de takımlarının kazanması için yerinde duramıyordu. ‘Maçın adamı’ ünvanını, sahada olduğu için elinden daha çok şey gelen, Göksel’e verdik... Bir sonraki gün, düşmemek için yukarılara doğru çıkmak gerektiğini idrak etmiş gibi görünen Gençlerbirliği ve Malatyaspor’un altın değerindeki galibiyetlerine, Ankaragücü’nün alışılageldik üç puanını ekledik. Tehlike bölgesinde ve de Avrupa’ya çıkabilme hevesinde olanlar sayesinde, ilerleyen haftalarda artacak heyecanı düşünürken, bir yandan da lideri izlemek için akşamı bekledik... Lider de beklemeye değiyor doğrusu. Bir kez daha Galatasaray’ı izlerken keyiflendik. Nasıl bir yapıysa bu, idari, teknik ya da futbolcu kadrosu ne kadar değişirse değişsin, Sarı - Kırmızılılar’daki doymuşluk oranı hiç yükselmiyor. Hala kazanmaya açlar. Bir o kadar da futbola... Baksanıza kaptana! Galatasaray’daki ilk maçını oynuyormuşcasına hırslı, kendini ispat etme niyetinde...Ve sanki siftahıymış gibi, çoklarınca sıradan bir gole nasıl sevinmekte. Ligimizin kendine en iyi bakan profesyonellerinden Batista’yı karga tulumba hastaneye taşıyorlar, o ise amatörlüğün de ötesinde oyuna devam etmek için yalvarıyor, iki gözü iki çeşme... İzmit’teki zorlu maçta evsahibinin gülmesi, Bursa’dan gol sesi gelmemesi derken, Yozgat Buz Pisti’nden ciddi bir sakatlık haberi çıkmamasına epeyce sevindik. Ardından, haftanın üç sonuca açık, sürprize kapalı tek maçına geldik. Aman yanlış anlaşılmasın! "Sürprize kapalı" derken, Trabzon’da çıkan olayları kastetmedik. Hani, özellikle son onbeş yıldır arasıra tekrarlanan, bütün Trabzonspor taraftarlarına maledilemeyecek, bir kaç kendini bilmezin çıkarttığı olaylar için "Sürpriz değil!" demek istemedik. Gerçek bir Trabzonspor taraftarı tabii ki bilir, kendi takımının rakip sahada kazanma hakkı kadar, rakiplerin de onların önünde aynı hakka sahip olduğunu. Futbol, içinde her türlü sonuç olan bir spordur ve de yaşamışlardır İstanbul’da Fener’e, Cim Bom’a beşer tane atmanın mutluluğunu... Unutmadan belirtelim, "Sürprize kapalı" derken böyle bir farkı da aklımızdan geçirmemiştik. Kartal gittikçe daha güzel uçuyor ve uçtukça yükseliyor, ancak tarihe geçecek bir sonuç alabileceğini hiç düşünmemiştik. Neyse... Beklenen kaleci Asper, Tümer, İlhan, Ahmet Dursun üçlüsü ve diğerleri... Beşiktaş kazanmayı haketti. Trabzonspor ise, kesinlikle kaybetti...
Trabzonspor Birinci Lig’e çıktığı ilk sezon, ilk maçında hem de kendi sahasında Fenerbahçe’ye yenilmişti. Sonraları pek çok kez yendi, büyükleri ve diğerlerini. Pek çok kez de yenildi. Şampiyonluklarla, kupalarla ‘4. Büyük’ payesine erişti. Bu hafta aldığı ise, her açıdan tarihinin en ağır yenilgisiydi.
TAMER BAĞLAN Futbola gönül verenler olarak yaklaşık bir aydır lig heyecanının başlamasını beklemekteydik. Dünyanın en kolay oynanabilen, detaylı bilgilere sahip olmadan da rahatlıkla yorum yapılabilen, sürprize en açık takım oyunu olan ve bu nedenlerle çok sevilen futbolu özlemiştik...Ve henüz ilk maçta, başlama düdüğü çalmadan önce favori gösterilen, oyun süresince de kazanmayı daha fazla hakeden şampiyonluk adayı Fenerbahçe’nin sürpriz yenilgisiyle "İşte futbolun güzel tarafı bu" dedik. Bu sezon Göksel Samsunspor kalesinde, Lorant Fenerbahçe kulübesinde ilk kez bir lig maçında yer alıyor ve her ikisi de takımlarının kazanması için yerinde duramıyordu. ‘Maçın adamı’ ünvanını, sahada olduğu için elinden daha çok şey gelen, Göksel’e verdik... Bir sonraki gün, düşmemek için yukarılara doğru çıkmak gerektiğini idrak etmiş gibi görünen Gençlerbirliği ve Malatyaspor’un altın değerindeki galibiyetlerine, Ankaragücü’nün alışılageldik üç puanını ekledik. Tehlike bölgesinde ve de Avrupa’ya çıkabilme hevesinde olanlar sayesinde, ilerleyen haftalarda artacak heyecanı düşünürken, bir yandan da lideri izlemek için akşamı bekledik... Lider de beklemeye değiyor doğrusu. Bir kez daha Galatasaray’ı izlerken keyiflendik. Nasıl bir yapıysa bu, idari, teknik ya da futbolcu kadrosu ne kadar değişirse değişsin, Sarı - Kırmızılılar’daki doymuşluk oranı hiç yükselmiyor. Hala kazanmaya açlar. Bir o kadar da futbola... Baksanıza kaptana! Galatasaray’daki ilk maçını oynuyormuşcasına hırslı, kendini ispat etme niyetinde...Ve sanki siftahıymış gibi, çoklarınca sıradan bir gole nasıl sevinmekte. Ligimizin kendine en iyi bakan profesyonellerinden Batista’yı karga tulumba hastaneye taşıyorlar, o ise amatörlüğün de ötesinde oyuna devam etmek için yalvarıyor, iki gözü iki çeşme... İzmit’teki zorlu maçta evsahibinin gülmesi, Bursa’dan gol sesi gelmemesi derken, Yozgat Buz Pisti’nden ciddi bir sakatlık haberi çıkmamasına epeyce sevindik. Ardından, haftanın üç sonuca açık, sürprize kapalı tek maçına geldik. Aman yanlış anlaşılmasın! "Sürprize kapalı" derken, Trabzon’da çıkan olayları kastetmedik. Hani, özellikle son onbeş yıldır arasıra tekrarlanan, bütün Trabzonspor taraftarlarına maledilemeyecek, bir kaç kendini bilmezin çıkarttığı olaylar için "Sürpriz değil!" demek istemedik. Gerçek bir Trabzonspor taraftarı tabii ki bilir, kendi takımının rakip sahada kazanma hakkı kadar, rakiplerin de onların önünde aynı hakka sahip olduğunu. Futbol, içinde her türlü sonuç olan bir spordur ve de yaşamışlardır İstanbul’da Fener’e, Cim Bom’a beşer tane atmanın mutluluğunu... Unutmadan belirtelim, "Sürprize kapalı" derken böyle bir farkı da aklımızdan geçirmemiştik. Kartal gittikçe daha güzel uçuyor ve uçtukça yükseliyor, ancak tarihe geçecek bir sonuç alabileceğini hiç düşünmemiştik. Neyse... Beklenen kaleci Asper, Tümer, İlhan, Ahmet Dursun üçlüsü ve diğerleri... Beşiktaş kazanmayı haketti. Trabzonspor ise, kesinlikle kaybetti...
Beşiktaş
BJK 100.YIL Bundan bir süre önce Beşiktaş Spor Kulübü’nden TESYEV olarak aldığımız bir davette, 100. yıl etkinlikleri Organizasyon Komitesi Başkanı Mete Düren işbirliği teklifi yaptı. Beşiktaş’ın 100. yıl etkinliklerinde engelliler sporuna da önemli bir yer vermek. Tereddütsüz kabul ettik ve kurulan komite, bu yıl çeşitli engelli spor yarışmaları yapılmasının çalışmalarına başladı. Bunlardan ilki; Haziran ayı başında İstanbul’da yapılacak olan TESYEV - BJK 100. Yıl Tekerlekli Sandalye Basketbol Şampiyonası. Birinci ve ikinci liglerden davet edilecek dört takım, aynı zamanda Türkiye’nin de dört bir yanından katılım sağlayacak. Daha sonra, yeni futbol sezonunun başlamasıyla birlikte Ağustos ayında yine TESYEV - BJK İşitme Engelliler 100. Yıl Futbol Kupası yapılacak. 8 takımın katılacağı şampiyonanın finali, eğer şartlar el verirse önümüzdeki sezon Beşiktaş’ın İstanbul’daki bir lig maçından önce yapılacak. Sonbahar aylarında ise bu kez de TESYEV = BJK 100. Yıl Görme Engelliler Satranç Turnuvası İstanbul’da yapılacak. Yalnız Beşiktaş Engelliler Spor Kulübünü maddi ve manevi destekleyerek, neredeyse bünyesi içine alan Beşiktaş Spor Kulübü böylece engelliler sporuna profesyonel bir yaklaşımın da örneklerini sergiliyor. Ülkemizde bugün hala engelliler sporunu desteklemenin ulvi bir davranış olduğunu, vicdani bir mesele olduğunu dile getiren, futboldan başka bir spor dalında bilgisi olmayan spor yazarları ve sivil toplum örgütü liderleri varken, bu profesyonel yaklaşım daha da göze çarpıyor. Umudumuz İstanbul’daki diğer iki kulübümüz Fenerbahçe ve Galatasaray’ın da, Beşiktaş’ın açtığı bu yoldan ilerleyerek, ülkemizin uluslararası engelliler sporunda layık olduğu yere daha çabuk çıkmasını sağlamak.
Galatasaray
ŞAMPİYON GALATASARAYGalatasaray nefeslerin kesildiği, kalplerin teklediği müthiş gecede tarihi bir zafere imza attı. Kayseri'yi 3 golle deviren Cim-Bom, Fener'in, Denizli'ye takılmasıyla mutlu sona ulaştı. Denizli'den gelen müjde, yarışı son düdüğe kadar bırakmayarak büyük rüyayı gerçekleştiren sarı-kırmızılılara bayram sevinci yaşattı. Gözyaşları sel oldu, çılgınlar gibi sevinen futbolcular, Sami Yen'de zafer turları attı.
90 dakikaErhan TelliAli Sami Yen'de tribünler tıklım tıklım dolmuş, herkes hepbir ağızdan 'Şampiyon Galatasaray' diye bağırıyordu... Sezon başından beri büyük emekler vererek yarışı son haftaya kadar başa baş götüren sarı - kırmızılı futbolcular, krallar gibi sahaya çıkıyor, tüm tribünleri şampiyon olmuş edasıyla selamlıyor, yer - gök adeta 'sarı - kırmızı' diye inliyordu... Tribünler inanmış, futbolcular tek yürek olmuştu. Herkesin içindeki o küçük umut kıvılcımı dakikalar ilerledikçe büyük bir yangına dönüştü...4. dakika da Hasan Kabze'nin direkte patlayan şutuyla ayağa kalkan Galatasaraylı taraftarlar, 18'de Hasan Şaş'ın güzel ortası, Iliç'in enfes kafa vuruşuyla gelen o güzel golle, adeta kendilerinden geçti. Şampiyonluğa bir adım daha yaklaşan Galatasaray'ın, bedeni Ali Sami Yen'de savaşıyor, kalbi Denizli'de atıyordu. Hele bir de ilk yarı üstünlükle kapanıp, Denizli'den 'çıt' çıkmayınca, heyecan ve coşku daha da arttı.Şaş'tan iki asistGerets, son haftaların suskun golcüsü Necati Ateş'i yedeğe çekerek, Beşiktaş maçının son saniyede üçlük atan kahramanı Hasan Kabze'yi ilk 11'e koymuş, sakatlanan Song'un yerine de iyileşen Orhan Ak'a şans tanımıştı. Beşiktaş maçının bir diğer yıldızı Sabri sağ kanatta yine varını yoğunu ortaya koyuyor, bu sezonun gerçek kahramanı Hasan Şaş ise her hareketinde oyuna ağırlığını koyuyor, ibreyi takımının lehine çeviriyordu. Iliç'e yaptığı asistle 'alda at' diyen Hasan, ikinci devrenin hemen başında da bu kez Sabri'ye benzer bir serviste bulundu. 49'da Hasan'dan aldığı pasla ceza sahasına doğru yönelen Sabri, sert bir vuruşla kaleci Ivankov'u avlayarak takımını 2 - 0 öne geçirdi. Bu golle tribünler biraz olsun rahatlıyor, kulaklar tam anlamıyla Denizli'ye çevriliyordu. 60'lı dakikalar şampiyonluk şarkılarıyla geçerken, 70'lere gelindiğinde adrenalin sağlık sınırlarını zorluyor, kalpler durma noktasına geliyordu. Son 20 dakikada sanki zaman duruyor, ne Ali Sami Yen'de oynanan maçta, ne de göz ucuyla seyrettiğimiz Denizlispor - Fenerbahçe maçında saniyeler ilerlemek nedir bilmiyordu. İnanılmaz sahnelerBir dakika içinde önce Hasan Kabze, kaleciyle karşı karşıya kalıp kaçırınca tribünler ayağa kalkıyor, sonra Denizlispor golle burun buruna kalıp atamayınca ahlar, vahlar içinde saçlar başlar yolunuyordu. Maçın 78. dakikasına gelinip saatler 20:45'i gösterdiğinde, Galatasaray ikinci başkanı Adnan Polat'ın da dediği gibi gerçekten de takımı şampiyondu. Ama geçmek bilmeyen son 12 dakikayı, şeref tribünündeki Sayın Adnan Polat bile heyecandan nabzını tutarak izleyebildi.85'te gecenin yıldızı Sabri muhteşem bir gol daha atıp skoru ilan ederken, Ali Sami Yen'de 89. dakika yaşanırken, Denizli'den gelen gol haberiyle tribünler adeta sahaya döküldü. Hasan Şaş başta olmak üzere diğer futbolcular maçı bile bırakıp, sevinçten sağa sola koşuşmaya başladı. İşte bu andan itibaren Ali Sami Yen'de duran hayat, Denizli'deki maçın bitiş düdüğüne kadar büyük bir coşkuyla yaşandı. Galatasaray haftalardır sürdürdüğü amansız takiple son 90 dakikada hak ettiği şampiyonluğu kazanarak sezonu noktaladı.
GALATASARAY
YEDEKLER: 34 Hamdi, 19 Kemal, 23 Bora, 39 Sezer, 45 EnginHAKEMLER: Bülent Demirlek, Mustafa Emre Eyisoy, Alper UlusoyGOLLER: İliç (Dk.18), Sabri (Dk.49 ve 85)SARI KARTLAR: İliç (Galatasaray), Johnson (Kayserispor
90 dakikaErhan TelliAli Sami Yen'de tribünler tıklım tıklım dolmuş, herkes hepbir ağızdan 'Şampiyon Galatasaray' diye bağırıyordu... Sezon başından beri büyük emekler vererek yarışı son haftaya kadar başa baş götüren sarı - kırmızılı futbolcular, krallar gibi sahaya çıkıyor, tüm tribünleri şampiyon olmuş edasıyla selamlıyor, yer - gök adeta 'sarı - kırmızı' diye inliyordu... Tribünler inanmış, futbolcular tek yürek olmuştu. Herkesin içindeki o küçük umut kıvılcımı dakikalar ilerledikçe büyük bir yangına dönüştü...4. dakika da Hasan Kabze'nin direkte patlayan şutuyla ayağa kalkan Galatasaraylı taraftarlar, 18'de Hasan Şaş'ın güzel ortası, Iliç'in enfes kafa vuruşuyla gelen o güzel golle, adeta kendilerinden geçti. Şampiyonluğa bir adım daha yaklaşan Galatasaray'ın, bedeni Ali Sami Yen'de savaşıyor, kalbi Denizli'de atıyordu. Hele bir de ilk yarı üstünlükle kapanıp, Denizli'den 'çıt' çıkmayınca, heyecan ve coşku daha da arttı.Şaş'tan iki asistGerets, son haftaların suskun golcüsü Necati Ateş'i yedeğe çekerek, Beşiktaş maçının son saniyede üçlük atan kahramanı Hasan Kabze'yi ilk 11'e koymuş, sakatlanan Song'un yerine de iyileşen Orhan Ak'a şans tanımıştı. Beşiktaş maçının bir diğer yıldızı Sabri sağ kanatta yine varını yoğunu ortaya koyuyor, bu sezonun gerçek kahramanı Hasan Şaş ise her hareketinde oyuna ağırlığını koyuyor, ibreyi takımının lehine çeviriyordu. Iliç'e yaptığı asistle 'alda at' diyen Hasan, ikinci devrenin hemen başında da bu kez Sabri'ye benzer bir serviste bulundu. 49'da Hasan'dan aldığı pasla ceza sahasına doğru yönelen Sabri, sert bir vuruşla kaleci Ivankov'u avlayarak takımını 2 - 0 öne geçirdi. Bu golle tribünler biraz olsun rahatlıyor, kulaklar tam anlamıyla Denizli'ye çevriliyordu. 60'lı dakikalar şampiyonluk şarkılarıyla geçerken, 70'lere gelindiğinde adrenalin sağlık sınırlarını zorluyor, kalpler durma noktasına geliyordu. Son 20 dakikada sanki zaman duruyor, ne Ali Sami Yen'de oynanan maçta, ne de göz ucuyla seyrettiğimiz Denizlispor - Fenerbahçe maçında saniyeler ilerlemek nedir bilmiyordu. İnanılmaz sahnelerBir dakika içinde önce Hasan Kabze, kaleciyle karşı karşıya kalıp kaçırınca tribünler ayağa kalkıyor, sonra Denizlispor golle burun buruna kalıp atamayınca ahlar, vahlar içinde saçlar başlar yolunuyordu. Maçın 78. dakikasına gelinip saatler 20:45'i gösterdiğinde, Galatasaray ikinci başkanı Adnan Polat'ın da dediği gibi gerçekten de takımı şampiyondu. Ama geçmek bilmeyen son 12 dakikayı, şeref tribünündeki Sayın Adnan Polat bile heyecandan nabzını tutarak izleyebildi.85'te gecenin yıldızı Sabri muhteşem bir gol daha atıp skoru ilan ederken, Ali Sami Yen'de 89. dakika yaşanırken, Denizli'den gelen gol haberiyle tribünler adeta sahaya döküldü. Hasan Şaş başta olmak üzere diğer futbolcular maçı bile bırakıp, sevinçten sağa sola koşuşmaya başladı. İşte bu andan itibaren Ali Sami Yen'de duran hayat, Denizli'deki maçın bitiş düdüğüne kadar büyük bir coşkuyla yaşandı. Galatasaray haftalardır sürdürdüğü amansız takiple son 90 dakikada hak ettiği şampiyonluğu kazanarak sezonu noktaladı.
GALATASARAY
YEDEKLER: 34 Hamdi, 19 Kemal, 23 Bora, 39 Sezer, 45 EnginHAKEMLER: Bülent Demirlek, Mustafa Emre Eyisoy, Alper UlusoyGOLLER: İliç (Dk.18), Sabri (Dk.49 ve 85)SARI KARTLAR: İliç (Galatasaray), Johnson (Kayserispor
Fenerbahçe
11. Bayanlar Basketbol Türkiye Kupası ilk tur karşılaşmasında Fenerbahçe, İÜSK’yı 82-63 yenerek yarı finale yükseldi. İlk periyodu 6 sayı farkla 23-17 önde tamamlayan Sarı - Lacivertliler, devreyi de 12 sayılık avantajla kapadı. Aynı istikrarını koruyan Fenerbahçe, özellikle Pavlikova’nın basketleriyle karşılaşmayı 19 sayı önde tamamladı. Diğer sonuçlar ise şöyle: Et Balık - Erdemir: 54 - 88, Botaş - Arı Koleji: 80 - 71, Beşiktaş - Migros: 61 - 60. Öte yandan yarı final kura çekiminde, Fenerbahçe - Erdemirspor, Beşiktaş - Botaş ile eşleşti. Yarı final karşılaşmaları, bugün saat 16.00’da başlayacak. Maçın karnesi HAKEMLER: Serkan Emlek, Zafer Yılmaz FENERBAHÇE: Pavlikova (8) 22, Sariye (8) 9, Larkin (6) 7, Serap (6) 4, Branzova (7) 12, Sezen (6) 6, Mahizer (5) 2, Esmeral (8) 12, Devran (5) 1, Melike (6) 7 İÜSK: Işıl (5) 3, Belgin Aklan (5) 4, Nilüfer (6) 9, Jordan (8) 17, Seda (6) 8, Derya (7) 11, Tülay (4) 1, Belgin Onbaşı (4) 2, Tuğçe (4), Hande (5) 8 1. PERİYOT: 23-17 (Fenerbahçe), DEVRE: 46-34 (Fenerbahçe), 3. PERİYOT: 63-43 (Fenerbahçe), MAÇ SONUCU: 82-63 (Fenerbahçe), BEŞ FAUL: Seda 34.24 (İÜSK)
Friday, January 18, 2008
Tüm Takımlar Süperler
Fener hakeme takıldıSarı - lacivertliler, Euroleague C Grubu'ndaki 12. maçında Alman rakibi Bamberg ile rakip sahada oynadığı maça kötü başladı, son çeyrekte Solomon ile kazanmaya yaklaştı, ancak hakemlerin yanlı tutumları sonucu kaybedince tur şansını son iki maça bıraktı.
Fenerbahçe Ülker, ULEB Avrupa Ligi'ndeki 12. maçında, deplasmanda grup sonuncusu Alman Brose Baskets Bamberg'e hakem hataları sonucu 81-73 yenilerek 6. mağlubiyetini aldı.Bamberg kentindeki Jako Arena'da oynanan maça kötü başlayan Fenerbahçe Ülker, bu çeyrekte sayı üretmekte zorlandı. 1. periyot, 23-12 ev sahibi takımın lehine geçildi. 2. periyotta da oyun kurmakta zorlanan sarı-lacivertliler, devreyi 38-29 geride tamamladı.
Solomon'un çabası yetmediİkinci yarıya hızlı başlayan taraf Fenerbahçe oldu. İlk dakikalarda üst üste bulduğu sayılarla aradaki farkı azaltmayı (38-36) başaran sarı-lacivertliler, farkın yeniden açılmasına engel olamayarak 3. çeyreği 52-45 yenik kapattı.Son periyodda Fenerbahçe Solomon ile farkı üç sayıya kadar indirdiyse de hakemlerin yanlı düdükleri galibiyeti Brose Baskets Bamberg'e getirdi: 81-73Rakip potaya 28 sayı bırakan Solomon'un çabası Fenerbahçe Ülker'e yetmezken ev sahibi takımda forma giyen Türk sporcu Mithat Demirel de toplam 4 sayı kaydetti.HAKEMLER: Luigi Lamonica (İtalya), Roberto Chiari (İtalya), Sergey Mikhailov (Rusya)BROSE BASKETS: Ensminger (7) 8, Hamann (7) 9, Greene (7) 13, Fenn (8) 21, Garrett (7) 10, Okulaja (7) 12, Ohlbrecht (5) 2, Mithat (6) 4, Dickel (4) 2FENERBAHÇE ÜLKER: White (5) 5, Solomon (8) 28, Mirsad (6) 6, Ömer Onan (6) 8, Rasim (7) 11, Vidmar (6) 6, Hakan (4), Kinsey (5) 2, Ömer Aşık (6) 4, Preldzic (5) 31.PERİYOT: 23 - 12, 2.PERİYOT: 15 - 17, DEVRE: 38 - 29, 3.PERİYOT: 14 - 16, 4.PERİYOT: 27 - 28, MAÇ SKORU: 81 - 73 (B.Baskets) BEŞ FAUL: Preldzic (39.23), Hamann (39.36)
Galatasaray 3. TurdaFIBA Bayanlar Eurocup Galatasaray: 57 - Pays Aix Basket: 60 Galatasaray, FIBA Bayanlar Eurocup’ın 2. tur 2. maçında Fransa’nın Pays Aix Basket takımı Darüşşafaka Ayhan Şahenk Spor Salonu’nda karşılaştı. Takımımız karşılaşmadan 60-57 mağlup ayrıldı. İlk maçı 65-52 kazanan takımımız 3. tura yükseldi. Maç: FIBA Eurocup / 2. Tur 2. Maçı Salon: Darüşşafaka Ayhan Şahenk Tarih: 17 Ocak 2008 Perşembe / 20:30 Periyotlar 1.P: 13-15 2.P: 27-30 3.P: 45-47 Galatasaray Esra Şencebe 8 (2 ribaund, 1 asist) Vickie Johnson 11 (13 ribaund, 4 asist) Petra Ujhelyi 7 (11 ribaund, 2 asist) Şebnem Kimyacıoğlu 2 (1 ribaund) Işıl Alben 13 (11 ribaund, 2 asist) Saynur Tozlu 1 (1 ribaund) Sariye Gökçe 2 (1 ribaund) Sophia Young 13 (9 ribaund) Berrin Binoğlu Yasemen Saylar Didem Sarıca Pays Aix Basket Kristen Sharp 9 (1 ribaund, 6 asist) Liad Suez 2 (6 ribaund, 2 asist) Ines Kresovic 7 (8 ribaund, 1 asist) Magali Lacroix 10 (10 ribaund, 1 asist) Yacine Sene 10 (1 ribaund) Stephanie Beuzelin 14 (2 ribaund) Anda Jekabsone 8 (1 ribaund, 1 asist) Joyce Cousseins Sandrine de Bruyker Elodie Michalon İstatistikler Galatasaray Serbest Atış 15/23 %65 2 Sayı 18/62 %29 3 Sayı 2/8 %25 Ribaund 53 Asist 9 Top Çalma 13 Top Kaybı 7 Pays Aix Basket Serbest Atış 10/11 %90 2 Sayı 16/40 %40 3 Sayı 6/15 %40 Ribaund 32 Asist 11 Top Çalma 13 Top Kaybı4.
İnönü Stadı 1947 Yılında AçıldıMimari planları Mimar Vietti Violi , Mimar Şinasi Şahingiray ve Mimar Fazıl Aysu tarafından hazırlanmış olup, II. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü devrinde ve Lütfi Kırdar'ın İstanbul Valiliği ve Beden Terbiyesi Bölge Başkanlığı zamanında yapılmış ve 19 Mayıs 1947 yılında açılmıştır. 1950'li yıllarda stadyumun arka tarafında bulunan gazhane ve havagazı fabrikası daha sonraki yıllarda yıkılarak yeni açık tribünler inşa edilmiştir. İnönü Stadyumu’nun ilk maçı Beşiktaş ile İsveç'in AIK takımı arasında oynanmıştır. Bu stadyumdaki ilk golü de o zamanlar Beşiktaş’ın futbolcusu olan, Onursal Başkanımız Süleyman Seba atmıştır. İlk maç 3-2 AIK' nın galibiyeti ile bitmiştir. 1998 Yılında 49 Yıllığına Kiralandı8 Şubat 1998 tarihinde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile BJK Derneği arasında imzalanan sözleşme ile 49 yıllık intifa hakkı verilmiş ve sözleşmenin tapuya tescil tarihi olan 27 Mart 1998 tarihinden itibaren BJK'ya ait olmuştur. BJK İnönü Stadyumu ile ilgili tasarruflarda bulunmaya sadece Beşiktaş Jimnastik Kulübü Derneği’nin yetkili olduğu hukuken tescil edilmiştir. BJK İnönü Stadı'ndaki Yenileme Çalışmaları (2004)2003-2004 sezonunun tamamlanmasının ardından hemen başlayan çalışmalarla stadımız, muhteşem bir görünüm kazandı. Zemin indirme projesiyle, tribünler ile saha arasında artık sadece 4 metre uzaklık var. Bu sayede yüzde 50 artışla, toplam koltuk kapasitesi de 32,145’e ulaştı. Kapalıda bulunan basın tribünü, taraftarlardan gelen istek üzerine numaralı kısma alındı. Kapalı trübünün orta bölümündeki localar, tribünlerle saha arasında bulunan tel örgüler kaldırıldı. Stadın giriş ve çıkışlarını rahatlatmak için kapı sayısı da yüzde 100 artırılarak, 36’dan 72’ye çıkartıldı. BJK TV için stat içerisinde bir bölüm yapıldı. Ayrıca, tuvalet ve büfelere yenisi eklenerek, bakımları tamamlandı.
İnönü Stadı 1947 Yılında AçıldıMimari planları Mimar Vietti Violi , Mimar Şinasi Şahingiray ve Mimar Fazıl Aysu tarafından hazırlanmış olup, II. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü devrinde ve Lütfi Kırdar'ın İstanbul Valiliği ve Beden Terbiyesi Bölge Başkanlığı zamanında yapılmış ve 19 Mayıs 1947 yılında açılmıştır. 1950'li yıllarda stadyumun arka tarafında bulunan gazhane ve havagazı fabrikası daha sonraki yıllarda yıkılarak yeni açık tribünler inşa edilmiştir. İnönü Stadyumu’nun ilk maçı Beşiktaş ile İsveç'in AIK takımı arasında oynanmıştır. Bu stadyumdaki ilk golü de o zamanlar Beşiktaş’ın futbolcusu olan, Onursal Başkanımız Süleyman Seba atmıştır. İlk maç 3-2 AIK' nın galibiyeti ile bitmiştir. 1998 Yılında 49 Yıllığına Kiralandı8 Şubat 1998 tarihinde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile BJK Derneği arasında imzalanan sözleşme ile 49 yıllık intifa hakkı verilmiş ve sözleşmenin tapuya tescil tarihi olan 27 Mart 1998 tarihinden itibaren BJK'ya ait olmuştur. BJK İnönü Stadyumu ile ilgili tasarruflarda bulunmaya sadece Beşiktaş Jimnastik Kulübü Derneği’nin yetkili olduğu hukuken tescil edilmiştir. BJK İnönü Stadı'ndaki Yenileme Çalışmaları (2004)2003-2004 sezonunun tamamlanmasının ardından hemen başlayan çalışmalarla stadımız, muhteşem bir görünüm kazandı. Zemin indirme projesiyle, tribünler ile saha arasında artık sadece 4 metre uzaklık var. Bu sayede yüzde 50 artışla, toplam koltuk kapasitesi de 32,145’e ulaştı. Kapalıda bulunan basın tribünü, taraftarlardan gelen istek üzerine numaralı kısma alındı. Kapalı trübünün orta bölümündeki localar, tribünlerle saha arasında bulunan tel örgüler kaldırıldı. Stadın giriş ve çıkışlarını rahatlatmak için kapı sayısı da yüzde 100 artırılarak, 36’dan 72’ye çıkartıldı. BJK TV için stat içerisinde bir bölüm yapıldı. Ayrıca, tuvalet ve büfelere yenisi eklenerek, bakımları tamamlandı.
Fenerbahçe Ülker, ULEB Avrupa Ligi'ndeki 12. maçında, deplasmanda grup sonuncusu Alman Brose Baskets Bamberg'e hakem hataları sonucu 81-73 yenilerek 6. mağlubiyetini aldı.Bamberg kentindeki Jako Arena'da oynanan maça kötü başlayan Fenerbahçe Ülker, bu çeyrekte sayı üretmekte zorlandı. 1. periyot, 23-12 ev sahibi takımın lehine geçildi. 2. periyotta da oyun kurmakta zorlanan sarı-lacivertliler, devreyi 38-29 geride tamamladı.
Solomon'un çabası yetmediİkinci yarıya hızlı başlayan taraf Fenerbahçe oldu. İlk dakikalarda üst üste bulduğu sayılarla aradaki farkı azaltmayı (38-36) başaran sarı-lacivertliler, farkın yeniden açılmasına engel olamayarak 3. çeyreği 52-45 yenik kapattı.Son periyodda Fenerbahçe Solomon ile farkı üç sayıya kadar indirdiyse de hakemlerin yanlı düdükleri galibiyeti Brose Baskets Bamberg'e getirdi: 81-73Rakip potaya 28 sayı bırakan Solomon'un çabası Fenerbahçe Ülker'e yetmezken ev sahibi takımda forma giyen Türk sporcu Mithat Demirel de toplam 4 sayı kaydetti.HAKEMLER: Luigi Lamonica (İtalya), Roberto Chiari (İtalya), Sergey Mikhailov (Rusya)BROSE BASKETS: Ensminger (7) 8, Hamann (7) 9, Greene (7) 13, Fenn (8) 21, Garrett (7) 10, Okulaja (7) 12, Ohlbrecht (5) 2, Mithat (6) 4, Dickel (4) 2FENERBAHÇE ÜLKER: White (5) 5, Solomon (8) 28, Mirsad (6) 6, Ömer Onan (6) 8, Rasim (7) 11, Vidmar (6) 6, Hakan (4), Kinsey (5) 2, Ömer Aşık (6) 4, Preldzic (5) 31.PERİYOT: 23 - 12, 2.PERİYOT: 15 - 17, DEVRE: 38 - 29, 3.PERİYOT: 14 - 16, 4.PERİYOT: 27 - 28, MAÇ SKORU: 81 - 73 (B.Baskets) BEŞ FAUL: Preldzic (39.23), Hamann (39.36)
Galatasaray 3. TurdaFIBA Bayanlar Eurocup Galatasaray: 57 - Pays Aix Basket: 60 Galatasaray, FIBA Bayanlar Eurocup’ın 2. tur 2. maçında Fransa’nın Pays Aix Basket takımı Darüşşafaka Ayhan Şahenk Spor Salonu’nda karşılaştı. Takımımız karşılaşmadan 60-57 mağlup ayrıldı. İlk maçı 65-52 kazanan takımımız 3. tura yükseldi. Maç: FIBA Eurocup / 2. Tur 2. Maçı Salon: Darüşşafaka Ayhan Şahenk Tarih: 17 Ocak 2008 Perşembe / 20:30 Periyotlar 1.P: 13-15 2.P: 27-30 3.P: 45-47 Galatasaray Esra Şencebe 8 (2 ribaund, 1 asist) Vickie Johnson 11 (13 ribaund, 4 asist) Petra Ujhelyi 7 (11 ribaund, 2 asist) Şebnem Kimyacıoğlu 2 (1 ribaund) Işıl Alben 13 (11 ribaund, 2 asist) Saynur Tozlu 1 (1 ribaund) Sariye Gökçe 2 (1 ribaund) Sophia Young 13 (9 ribaund) Berrin Binoğlu Yasemen Saylar Didem Sarıca Pays Aix Basket Kristen Sharp 9 (1 ribaund, 6 asist) Liad Suez 2 (6 ribaund, 2 asist) Ines Kresovic 7 (8 ribaund, 1 asist) Magali Lacroix 10 (10 ribaund, 1 asist) Yacine Sene 10 (1 ribaund) Stephanie Beuzelin 14 (2 ribaund) Anda Jekabsone 8 (1 ribaund, 1 asist) Joyce Cousseins Sandrine de Bruyker Elodie Michalon İstatistikler Galatasaray Serbest Atış 15/23 %65 2 Sayı 18/62 %29 3 Sayı 2/8 %25 Ribaund 53 Asist 9 Top Çalma 13 Top Kaybı 7 Pays Aix Basket Serbest Atış 10/11 %90 2 Sayı 16/40 %40 3 Sayı 6/15 %40 Ribaund 32 Asist 11 Top Çalma 13 Top Kaybı4.
İnönü Stadı 1947 Yılında AçıldıMimari planları Mimar Vietti Violi , Mimar Şinasi Şahingiray ve Mimar Fazıl Aysu tarafından hazırlanmış olup, II. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü devrinde ve Lütfi Kırdar'ın İstanbul Valiliği ve Beden Terbiyesi Bölge Başkanlığı zamanında yapılmış ve 19 Mayıs 1947 yılında açılmıştır. 1950'li yıllarda stadyumun arka tarafında bulunan gazhane ve havagazı fabrikası daha sonraki yıllarda yıkılarak yeni açık tribünler inşa edilmiştir. İnönü Stadyumu’nun ilk maçı Beşiktaş ile İsveç'in AIK takımı arasında oynanmıştır. Bu stadyumdaki ilk golü de o zamanlar Beşiktaş’ın futbolcusu olan, Onursal Başkanımız Süleyman Seba atmıştır. İlk maç 3-2 AIK' nın galibiyeti ile bitmiştir. 1998 Yılında 49 Yıllığına Kiralandı8 Şubat 1998 tarihinde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile BJK Derneği arasında imzalanan sözleşme ile 49 yıllık intifa hakkı verilmiş ve sözleşmenin tapuya tescil tarihi olan 27 Mart 1998 tarihinden itibaren BJK'ya ait olmuştur. BJK İnönü Stadyumu ile ilgili tasarruflarda bulunmaya sadece Beşiktaş Jimnastik Kulübü Derneği’nin yetkili olduğu hukuken tescil edilmiştir. BJK İnönü Stadı'ndaki Yenileme Çalışmaları (2004)2003-2004 sezonunun tamamlanmasının ardından hemen başlayan çalışmalarla stadımız, muhteşem bir görünüm kazandı. Zemin indirme projesiyle, tribünler ile saha arasında artık sadece 4 metre uzaklık var. Bu sayede yüzde 50 artışla, toplam koltuk kapasitesi de 32,145’e ulaştı. Kapalıda bulunan basın tribünü, taraftarlardan gelen istek üzerine numaralı kısma alındı. Kapalı trübünün orta bölümündeki localar, tribünlerle saha arasında bulunan tel örgüler kaldırıldı. Stadın giriş ve çıkışlarını rahatlatmak için kapı sayısı da yüzde 100 artırılarak, 36’dan 72’ye çıkartıldı. BJK TV için stat içerisinde bir bölüm yapıldı. Ayrıca, tuvalet ve büfelere yenisi eklenerek, bakımları tamamlandı.
İnönü Stadı 1947 Yılında AçıldıMimari planları Mimar Vietti Violi , Mimar Şinasi Şahingiray ve Mimar Fazıl Aysu tarafından hazırlanmış olup, II. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü devrinde ve Lütfi Kırdar'ın İstanbul Valiliği ve Beden Terbiyesi Bölge Başkanlığı zamanında yapılmış ve 19 Mayıs 1947 yılında açılmıştır. 1950'li yıllarda stadyumun arka tarafında bulunan gazhane ve havagazı fabrikası daha sonraki yıllarda yıkılarak yeni açık tribünler inşa edilmiştir. İnönü Stadyumu’nun ilk maçı Beşiktaş ile İsveç'in AIK takımı arasında oynanmıştır. Bu stadyumdaki ilk golü de o zamanlar Beşiktaş’ın futbolcusu olan, Onursal Başkanımız Süleyman Seba atmıştır. İlk maç 3-2 AIK' nın galibiyeti ile bitmiştir. 1998 Yılında 49 Yıllığına Kiralandı8 Şubat 1998 tarihinde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile BJK Derneği arasında imzalanan sözleşme ile 49 yıllık intifa hakkı verilmiş ve sözleşmenin tapuya tescil tarihi olan 27 Mart 1998 tarihinden itibaren BJK'ya ait olmuştur. BJK İnönü Stadyumu ile ilgili tasarruflarda bulunmaya sadece Beşiktaş Jimnastik Kulübü Derneği’nin yetkili olduğu hukuken tescil edilmiştir. BJK İnönü Stadı'ndaki Yenileme Çalışmaları (2004)2003-2004 sezonunun tamamlanmasının ardından hemen başlayan çalışmalarla stadımız, muhteşem bir görünüm kazandı. Zemin indirme projesiyle, tribünler ile saha arasında artık sadece 4 metre uzaklık var. Bu sayede yüzde 50 artışla, toplam koltuk kapasitesi de 32,145’e ulaştı. Kapalıda bulunan basın tribünü, taraftarlardan gelen istek üzerine numaralı kısma alındı. Kapalı trübünün orta bölümündeki localar, tribünlerle saha arasında bulunan tel örgüler kaldırıldı. Stadın giriş ve çıkışlarını rahatlatmak için kapı sayısı da yüzde 100 artırılarak, 36’dan 72’ye çıkartıldı. BJK TV için stat içerisinde bir bölüm yapıldı. Ayrıca, tuvalet ve büfelere yenisi eklenerek, bakımları tamamlandı.
Tüm Takımlar
Galatasaray'ın hocası, Milli Takım'dan yorgun döndüğü için A takımıyla Rize'ye götürmediği 16 yaşındaki Semih'in, aynı şehirde PAF maçına çıkarılması ve çapraz bağlarının kopması üzerine Florya'yı birbirine kattı
HALİL ÖZERBir ihmal yüzünden gencecik bir futbolcunun aylarca sahalardan uzak kalacak olması Florya'da Kalli fırtınası estirdi.Galatasaray Teknik Direktörü, PAF takımında oynayan futbolcular arasında bulunan Semih Kaya'yı herkesten ayrı yerde tutuyordu. 16 yaşındaki genç stoper Semih Kaya özellikle son dönemlerde Kalli tarafından A takımının maç kadrolarına alınıyordu. Ancak genç futbolcu artık aylarca formasından uzak kalacak. Çapraz bağlarında kopma ve iç yan bağlarda aşırı zedelenme var. Ağır bir ameliyat geçirecek ve ancak gelecek sezon oynayabilecek.Her şey Rize maçından birkaç gün önce oldu. Semih geçtiğimiz hafta 17 Yaş Altı Milli Takımı'na çağırıldı. Milli takım, İsrail'e kış turnuvası için gitti. 7 Ocak'ta Ukrayna, 8 Ocak'ta Slovakya ve ardından 10 Ocak'ta İsrail ile oynadılar ve şampiyon oldular. Art arda üç maç yapan genç milliler aynı gün İstanbul'a döndü. Semih cuma günü Florya'da A takımının sabah idmanına katıldı. Kalli de onunla görüştü. Çok yorgun olması nedeniyle bu futbolcuya hafif bir koşu yaptırdı, bu yüzden kadroya almadı. Ancak bu gelişmenin ardından Semih, PAF takımının kadrosuna alınarak tüm yorgunluğuna rağmen Rize'ye gönderildi. Cumartesi günü de maça çıkartıldı ve bu maçta ağır şekilde sakatlandı.Ardından Kalli durumu öğrendi. Florya'da, Semih'i idari katında gören Kalli tesisleri birbirine kattı. Semih'in bu şekilde sakatlanmasının ve Rize'de oynatılmasının öfkesini yansıtan Alman hoca güçlükle sakinleştirildi. Ve Florya'da bulunanlar ilk kez Kalli'nin bu kadar sinirlendiğine şahit oldular. Öyle değil, böyle olur! Galatasaray'ın sabah yaptığı antrenmanda Arda Turan, Teknik Direktör Karl Heinz Fedkamp'a çalım dersi verdi! Alman çalıştırıcı, genç futbolcudan topun üzerinden ayağını geçirerek kendisine çalım atmasını isterken, Arda farklı bir hareket denemeyi tercih etti. Yıldız oyuncunun, topu bacağının arkasından geçirerek Kalli'yi geçmesi çalım çalışmasını dikkatle izleyen sarı - kırmızılı oyuncuları kahkahaya boğdu.Florya şenlendiCim-Bom, Bursaspor'la pazar günü oynayacağı maçın hazırlıklarını çift idmanla sürdürdü. Florya'da sabah basına açık olarak gerçekleştirilen ilk antrenmanda sarı-kırmızılı futbolcular taç ve şut çalışması yaptı. Neşeli geçen idmanda Teknik Direktör Karl Heinz Feldkamp çalışmayı sık sık durdurarak oyuncularına yapmalarını istediklerini anlattı. Bağırsak enfeksiyonu geçiren kaleci Orkun ile sakatlıkları süren Lincoln, Hasan Şaş, Okan, Mehmet Güven ve Ayhan idmanda yer almadı. Basına kapalı olarak akşam yapılan günün ikinci antrenmanının ise taktik ağırlıklı geçtiği vurgulandı.
Kaleci Aykut'un şikayeti varCim-Bom'un başarılı file bekçisi Aykut Erçetin, Türkiye'de yerli kalecilere güvenilmediğini söyledi. Sarı - kırmızılı yönetimin yabancı kaleci arayışına girmesine anlam veremediğini belirten Aykut, "Yerliler Türkiye'de hep tartışılıyor. Ülkemizdeki zihniyet, 'Ne olursa olsun yabancı kaleci olsun' şeklinde. Peki bizim suçumuz ne? Bu durum çok üzücü. Buradan herkese sesleniyorum lütfen Türk kalecilere güvenin, bizi destekleyin, bize sahip çıkın. Öyle bir zamanlar oluyor ki milli takım, üçüncü kaleciyi bulamıyor. Lütfen herkes bize yardımcı olsun. Biz Türküz ve oynamak istiyoruz. Burada oynamayacaksak nerede oynayacağız" dedi.
Spordan
HALİL ÖZERBir ihmal yüzünden gencecik bir futbolcunun aylarca sahalardan uzak kalacak olması Florya'da Kalli fırtınası estirdi.Galatasaray Teknik Direktörü, PAF takımında oynayan futbolcular arasında bulunan Semih Kaya'yı herkesten ayrı yerde tutuyordu. 16 yaşındaki genç stoper Semih Kaya özellikle son dönemlerde Kalli tarafından A takımının maç kadrolarına alınıyordu. Ancak genç futbolcu artık aylarca formasından uzak kalacak. Çapraz bağlarında kopma ve iç yan bağlarda aşırı zedelenme var. Ağır bir ameliyat geçirecek ve ancak gelecek sezon oynayabilecek.Her şey Rize maçından birkaç gün önce oldu. Semih geçtiğimiz hafta 17 Yaş Altı Milli Takımı'na çağırıldı. Milli takım, İsrail'e kış turnuvası için gitti. 7 Ocak'ta Ukrayna, 8 Ocak'ta Slovakya ve ardından 10 Ocak'ta İsrail ile oynadılar ve şampiyon oldular. Art arda üç maç yapan genç milliler aynı gün İstanbul'a döndü. Semih cuma günü Florya'da A takımının sabah idmanına katıldı. Kalli de onunla görüştü. Çok yorgun olması nedeniyle bu futbolcuya hafif bir koşu yaptırdı, bu yüzden kadroya almadı. Ancak bu gelişmenin ardından Semih, PAF takımının kadrosuna alınarak tüm yorgunluğuna rağmen Rize'ye gönderildi. Cumartesi günü de maça çıkartıldı ve bu maçta ağır şekilde sakatlandı.Ardından Kalli durumu öğrendi. Florya'da, Semih'i idari katında gören Kalli tesisleri birbirine kattı. Semih'in bu şekilde sakatlanmasının ve Rize'de oynatılmasının öfkesini yansıtan Alman hoca güçlükle sakinleştirildi. Ve Florya'da bulunanlar ilk kez Kalli'nin bu kadar sinirlendiğine şahit oldular. Öyle değil, böyle olur! Galatasaray'ın sabah yaptığı antrenmanda Arda Turan, Teknik Direktör Karl Heinz Fedkamp'a çalım dersi verdi! Alman çalıştırıcı, genç futbolcudan topun üzerinden ayağını geçirerek kendisine çalım atmasını isterken, Arda farklı bir hareket denemeyi tercih etti. Yıldız oyuncunun, topu bacağının arkasından geçirerek Kalli'yi geçmesi çalım çalışmasını dikkatle izleyen sarı - kırmızılı oyuncuları kahkahaya boğdu.Florya şenlendiCim-Bom, Bursaspor'la pazar günü oynayacağı maçın hazırlıklarını çift idmanla sürdürdü. Florya'da sabah basına açık olarak gerçekleştirilen ilk antrenmanda sarı-kırmızılı futbolcular taç ve şut çalışması yaptı. Neşeli geçen idmanda Teknik Direktör Karl Heinz Feldkamp çalışmayı sık sık durdurarak oyuncularına yapmalarını istediklerini anlattı. Bağırsak enfeksiyonu geçiren kaleci Orkun ile sakatlıkları süren Lincoln, Hasan Şaş, Okan, Mehmet Güven ve Ayhan idmanda yer almadı. Basına kapalı olarak akşam yapılan günün ikinci antrenmanının ise taktik ağırlıklı geçtiği vurgulandı.
Kaleci Aykut'un şikayeti varCim-Bom'un başarılı file bekçisi Aykut Erçetin, Türkiye'de yerli kalecilere güvenilmediğini söyledi. Sarı - kırmızılı yönetimin yabancı kaleci arayışına girmesine anlam veremediğini belirten Aykut, "Yerliler Türkiye'de hep tartışılıyor. Ülkemizdeki zihniyet, 'Ne olursa olsun yabancı kaleci olsun' şeklinde. Peki bizim suçumuz ne? Bu durum çok üzücü. Buradan herkese sesleniyorum lütfen Türk kalecilere güvenin, bizi destekleyin, bize sahip çıkın. Öyle bir zamanlar oluyor ki milli takım, üçüncü kaleciyi bulamıyor. Lütfen herkes bize yardımcı olsun. Biz Türküz ve oynamak istiyoruz. Burada oynamayacaksak nerede oynayacağız" dedi.
Spordan
Trabzonspor
Gençlerbirliği Oftaşspor maçı biletleri satışa çıktı.
Takımımızın, 19 Ocak Cumartesi günü Hüseyin Avni Aker Stadı’nda oynayacağı Gençlerbirliği Oftaşspor maçının biletleri satışa çıkarıldı.
Buna göre bilet fiyatları şöyle belirlendi: Açık Tribün: 5 YTL. Maraton Tribünü: 10 YTL. Maraton Özel Tribünü: 15 YTL. Kapalı Tribün: 25 YTL. VIP-2 Tribünü: 50 YTL. VIP-1 Tribünü: 100 YTL. Karşılaşmayı izlemek isteyen taraftarların Sadri Şener Sosyal Tesisleri ve Biletix gişeleriyle, www.biletix.com.tr adresinden biletlere ulaşabilecekleri açıklandı.
Takımımız Gençlerbirliği Oftaşspor maçı hazırlıklarını bugün (perşembe) 14.30'da yaptığı antrenmanla sürdürdü.
Teknik Direktörümüz Ersun Yanal yönetiminde Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri'nde yapılan antrenmana Tolga Zengin, Tolga Seyhan ve Jabi katılmadı. Takımımız antrenmanda düz koşunun ardından beşe 2 top ve 3 grup halinde pres çalışması yaptı.
Takımımızın, 19 Ocak Cumartesi günü Hüseyin Avni Aker Stadı’nda oynayacağı Gençlerbirliği Oftaşspor maçının biletleri satışa çıkarıldı.
Buna göre bilet fiyatları şöyle belirlendi: Açık Tribün: 5 YTL. Maraton Tribünü: 10 YTL. Maraton Özel Tribünü: 15 YTL. Kapalı Tribün: 25 YTL. VIP-2 Tribünü: 50 YTL. VIP-1 Tribünü: 100 YTL. Karşılaşmayı izlemek isteyen taraftarların Sadri Şener Sosyal Tesisleri ve Biletix gişeleriyle, www.biletix.com.tr adresinden biletlere ulaşabilecekleri açıklandı.
Takımımız Gençlerbirliği Oftaşspor maçı hazırlıklarını bugün (perşembe) 14.30'da yaptığı antrenmanla sürdürdü.
Teknik Direktörümüz Ersun Yanal yönetiminde Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri'nde yapılan antrenmana Tolga Zengin, Tolga Seyhan ve Jabi katılmadı. Takımımız antrenmanda düz koşunun ardından beşe 2 top ve 3 grup halinde pres çalışması yaptı.
Beşiktaş
Kasımpaşa ile 14. Randevu18.01.2008 10:48Futbol Takımımız, Turkcell Süper Lig'de yarın (19 Ocak) Kasımpaşa ile oynayacağı maçla birlikte rakibiyle 14. kez karşı karşıya gelecek. BJK İnönü Stadı'nda saat 19.00'da başlayacak olan maçı Aytekin Durmaz yönetecek.
İki takım yarınki maçla birlikte lig tarihinde 14. kez karşı karşıya gelecek. Geride kalan 13 lig maçından 10'unu Beşiktaşımız kazanırken, 3 maç berabere sonuçlandı, Kasımpaşa henüz galibiyet elde edemedi.
İki takım arasında ligde geride kalan 13 maçta Siyah-Beyazlılarımız'ın büyük üstünlüğü göze çarpıyor.
Geride kalan 13 lig maçından 10'unu Beşiktaşımız kazanırken, 3 maç da berabere sonuçlandıb
Beşiktaşımız'ın lig maçlarındaki toplam 25 golüne, Kasımpaşa sadece 3 golle yanıt verebildi.
Sezonun ilk yarısında Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yapılan maçı Siyah-Beyazlılarımız 2-1 kazanmıştı.
Hafta Sonu Maç Programı 18.01.2008 10:00Hafta sonunda Futbol, Basketbol, Tekerlekli Sandalye ve Voleybol Takımlarımız'ın yapacakları maçların programı şöyle:
19 Ocak Cumartesi 16.00 Karşıyaka - Beşiktaş Cola Turka (BEKO Basketbol Ligi 17. Hafta /Karşıyaka S.S.)19.00 Beşiktaş - Kasımpaşaspor (Turkcell Süper Ligi 19. Hafta / BJK İnönü)
20 Ocak Pazar 13.00 Beşiktaş - Altınyurt (Erkek Voleybol 11. Hafta / Akatlar)15.00 Beşiktaş Cola Turka - Botaş (TBBL 12. Hafta / Akatlar)15.30 Beşiktaş - İstanbul Dostluk S.K. (Engelliler 2. Hafta / Süleyman Seba S.S.)
İki takım yarınki maçla birlikte lig tarihinde 14. kez karşı karşıya gelecek. Geride kalan 13 lig maçından 10'unu Beşiktaşımız kazanırken, 3 maç berabere sonuçlandı, Kasımpaşa henüz galibiyet elde edemedi.
İki takım arasında ligde geride kalan 13 maçta Siyah-Beyazlılarımız'ın büyük üstünlüğü göze çarpıyor.
Geride kalan 13 lig maçından 10'unu Beşiktaşımız kazanırken, 3 maç da berabere sonuçlandıb
Beşiktaşımız'ın lig maçlarındaki toplam 25 golüne, Kasımpaşa sadece 3 golle yanıt verebildi.
Sezonun ilk yarısında Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yapılan maçı Siyah-Beyazlılarımız 2-1 kazanmıştı.
Hafta Sonu Maç Programı 18.01.2008 10:00Hafta sonunda Futbol, Basketbol, Tekerlekli Sandalye ve Voleybol Takımlarımız'ın yapacakları maçların programı şöyle:
19 Ocak Cumartesi 16.00 Karşıyaka - Beşiktaş Cola Turka (BEKO Basketbol Ligi 17. Hafta /Karşıyaka S.S.)19.00 Beşiktaş - Kasımpaşaspor (Turkcell Süper Ligi 19. Hafta / BJK İnönü)
20 Ocak Pazar 13.00 Beşiktaş - Altınyurt (Erkek Voleybol 11. Hafta / Akatlar)15.00 Beşiktaş Cola Turka - Botaş (TBBL 12. Hafta / Akatlar)15.30 Beşiktaş - İstanbul Dostluk S.K. (Engelliler 2. Hafta / Süleyman Seba S.S.)
Takımımızın kaptanları Alex De Souza ve Semih Şentürk, deplasmanda oynayacağımız Gaziantepspor maçıyla birlikte gollere yeniden bıraktıkları yerden başlayacaklarını söyledi. Alex, "Artık Antep maçıyla birlikte üzerimizdeki karabulutları bir şekilde dağıtmak istiyoruz. Gol atmak önemli. Golü kim atarsa atsın önemli. Takım oyununda kazanmanın en önemli şartlarından biri de gol atmak. Bu Semih olur, ben olurum, başka biri olur hiç fark etmez. Takım olarak, Antep maçıyla birlikte yeniden yükselişe geçeceğimizi düşünüyorum. Goller yeniden gelmeye başlayacak" derken, Semih Şentürk ise, "Antep maçı ile gollere bıraktığımız yerden devam etmek istiyoruz" dedi.Resmi internet sitemize açıklamalar yapan Alex ve Semih, Gaziantepspor ile yapacağımız maçtan beklentilerini dile getirdi. Alex, "Sahaya çıkmayalı uzun bir ara oldu. En son Trabzonspor maçında sahaya çıkmıştım. Neredeyse 1 ay oldu. Belli bir hazırlık dönemi geçirdik. En son maçta istenilen skoru alamadık. İstanbul Belediye ile berabere kaldık. O yüzden bu maçı alma zorunluluğumuz var. Bu yüzden sahaya çıkıp, elimizden gelen her şeyi yapıp galibiyetle ayrılmaya çalışacağız. Ben son 2 maçı İstanbul ve Şanlıurfa maçını tribünden izlemek zorundaydım. Ben de tribünden izledim. Herkesin kendine göre bakış açısı vardır. Benim de kendime göre bir bakış açım var. Eksikliklerimizi gördüğümüz yerlerde arkadaşlarımıza uyarılar yapmaya çalışıyoruz. Çünkü, artık Antep maçıyla birlikte üzerimizdeki karabulutları bir şekilde dağıtmak istiyoruz. Çalışmalarımıza devam ediyoruz. Her şey daha iyiye gitmek için. Biz Semih'e gol attırmak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Fakat biz biliyoruz ki, Semih'in attığı gollerle Fenerbahçe galip geliyor. Semih'in iyiliği Fenerbahçe'nin iyiliğidir. Sadece Semih değil, fırsat buldukça diğer arkadaşlarımızla birlikte gollük pozisyonlardan en iyi şekilde faydalanmaya çalışacağız. Gol atmak önemli. Golü kim atarsa atsın önemli. Takım oyununda kazanmanın en önemli şartlarından biri de gol atmak. Bu Semih olur, ben olurum, başka biri olur hiç fark etmez. Takım olarak, Antep maçıyla birlikte yeniden yükselişe geçeceğimizi düşünüyorum. Goller yeniden gelmeye başlayacak.3 puan hedefimiz var. Bu üç puan için çalışıyoruz" dedi.
Semih Şentürk ise, "Antep maçı ile gollere bıraktığımız yerden devam etmek istiyoruz. Urfa maçında taraftarımızın oyuncularımızı ıslıklaması hepimizi çok üzdü. Bütün oyuncular bu tür davranışlardan etkileniyorlar. Ama hiç birimiz onlara kırgın değiliz, çünkü bizden beklenen oyunu sahaya yansıtamadık. Sezona da kötü başlamıştık, ikinci yarıya da kötü başladık. Ama ligi kötü bitireceğimizi düşünenler çok büyük hayal kırıklığı yaşayacak. Çünkü kadro yapımızla Türkiye'nin en iyi ve büyük takımı olmayı sürdürüyoruz. Yapacağımız tek şey, bu büyüklüğe yakışır sonuçlar almak. Bunu da önümüzdeki maçlardan itibaren gerçekleştireceğiz. Transfer, Fenerbahçe'deki hiç bir oyuncunun işi değil. Bunu yapacak kişiler Başkanımız, yönetim kurulu üyeleri ve hocamız. Bizim bildiğimiz tek şey var. Fenerbahçe'ye kim gelirse gelsin, gelecek kişinin en iyi şekilde karşılanacağıı ve hiç bir şekilde uyum sorunu çekmeyeceğidir" dedi.
Fenerbahçe Kış Spor Okulları
Fenerbahçe Spor Kulübü Kış Dönemi Futbol Okulu Çalışmaları
1992 - 2000 arası doğumlu çocuklar haydi futbola
1. Dönem: 6 Ekim 2007 - 30 Aralık 20072. Dönem: 5 Ocak 2008 - 23 Mart 20083. Dönem: 29 Mart 2008 - 15 Haziran 2008Doğum Tarihi: 1992 - 2000 Doğumlular arasıÇalışma Günleri: Cumartesi - PazarÇalışma Yerleri: Dereağzı Tesisleri - Fikirtepe TesisleriAylık Ücret Fikirtepe Tesisleri 95 YTL - Dereağzı Tesisleri 125 YTL
Dönem Ücreti (3 Aylık)Fikirtepe Tesisleri 240 YTL - Dereağzı Tesisleri 315 YTL
Kayıt YerleriDereağzı Tesisleri / KızıltoprakTelefon: 0216 418 33 07 - 08Fikirtepe Tesisleri / KadıköyTelefon: 0216 565 54 21 - 26
Kayıt İçin Gerekli Evraklar
Sağlık Raporu
2 Adet Resim
Nüfus Cüzdanı Fotokopisi
-------------------------------------------------------
Kış yüzme okullarımız hakkında
Fenerbahçe Spor Kulübü Yüzme Şubesi tarafından düzenlenen Kış Yüzme Okulları başlıyor.
15 Eylül 2007 tarihinde başlayacak olan Kış Yüzme Okulu, hafta sonları cumartesi ve pazar günleri saat 10:30-11:45 veya 11:45-13:00 arasında yapılacak. Kış Yüzme Okulları'na yüzme öğrenmek isteyen ve yüzmesini geliştirip ileride Fenerbahçe Yüzme Takımı'nda yer almak isteyen 1996 – 2002 doğumlu tüm çocuklarımızı bekliyoruz.
Kayıtların devem ettiği kış yüzme oklularımız ile ilgili ayrıntılı bilgi alabilmek için yüzme şubemizin (0 216) 345 05 35 telefonunu arayabilirsiniz.
-------------------------------------------------------
Türkiye Şampiyonu Masa Tenisi Takımımız Yeni Yetenekler Arıyoruz
Masa Tenisi Kış Okulu, 22 Eylül Cumartesi başlıyor
Cumartesi - Pazar günleri 1 saat 15 dakikalık antrenmanlar halinde yapılacak Masa Tenisi Kış Okuluna, 1992-2000 doğumlu sporcular kabul edilecektir.Kayıt için 2 fotoğraf , sağlık raporu, nüfus cüzdanı fotokopisi yeterli olup, kış okulunun aylık ücreti 100 YTL'dir.
Müracaat: 0216 336 36 09 Dereağzı Masa Tenisi Şubesi
Semih Şentürk ise, "Antep maçı ile gollere bıraktığımız yerden devam etmek istiyoruz. Urfa maçında taraftarımızın oyuncularımızı ıslıklaması hepimizi çok üzdü. Bütün oyuncular bu tür davranışlardan etkileniyorlar. Ama hiç birimiz onlara kırgın değiliz, çünkü bizden beklenen oyunu sahaya yansıtamadık. Sezona da kötü başlamıştık, ikinci yarıya da kötü başladık. Ama ligi kötü bitireceğimizi düşünenler çok büyük hayal kırıklığı yaşayacak. Çünkü kadro yapımızla Türkiye'nin en iyi ve büyük takımı olmayı sürdürüyoruz. Yapacağımız tek şey, bu büyüklüğe yakışır sonuçlar almak. Bunu da önümüzdeki maçlardan itibaren gerçekleştireceğiz. Transfer, Fenerbahçe'deki hiç bir oyuncunun işi değil. Bunu yapacak kişiler Başkanımız, yönetim kurulu üyeleri ve hocamız. Bizim bildiğimiz tek şey var. Fenerbahçe'ye kim gelirse gelsin, gelecek kişinin en iyi şekilde karşılanacağıı ve hiç bir şekilde uyum sorunu çekmeyeceğidir" dedi.
Fenerbahçe Kış Spor Okulları
Fenerbahçe Spor Kulübü Kış Dönemi Futbol Okulu Çalışmaları
1992 - 2000 arası doğumlu çocuklar haydi futbola
1. Dönem: 6 Ekim 2007 - 30 Aralık 20072. Dönem: 5 Ocak 2008 - 23 Mart 20083. Dönem: 29 Mart 2008 - 15 Haziran 2008Doğum Tarihi: 1992 - 2000 Doğumlular arasıÇalışma Günleri: Cumartesi - PazarÇalışma Yerleri: Dereağzı Tesisleri - Fikirtepe TesisleriAylık Ücret Fikirtepe Tesisleri 95 YTL - Dereağzı Tesisleri 125 YTL
Dönem Ücreti (3 Aylık)Fikirtepe Tesisleri 240 YTL - Dereağzı Tesisleri 315 YTL
Kayıt YerleriDereağzı Tesisleri / KızıltoprakTelefon: 0216 418 33 07 - 08Fikirtepe Tesisleri / KadıköyTelefon: 0216 565 54 21 - 26
Kayıt İçin Gerekli Evraklar
Sağlık Raporu
2 Adet Resim
Nüfus Cüzdanı Fotokopisi
-------------------------------------------------------
Kış yüzme okullarımız hakkında
Fenerbahçe Spor Kulübü Yüzme Şubesi tarafından düzenlenen Kış Yüzme Okulları başlıyor.
15 Eylül 2007 tarihinde başlayacak olan Kış Yüzme Okulu, hafta sonları cumartesi ve pazar günleri saat 10:30-11:45 veya 11:45-13:00 arasında yapılacak. Kış Yüzme Okulları'na yüzme öğrenmek isteyen ve yüzmesini geliştirip ileride Fenerbahçe Yüzme Takımı'nda yer almak isteyen 1996 – 2002 doğumlu tüm çocuklarımızı bekliyoruz.
Kayıtların devem ettiği kış yüzme oklularımız ile ilgili ayrıntılı bilgi alabilmek için yüzme şubemizin (0 216) 345 05 35 telefonunu arayabilirsiniz.
-------------------------------------------------------
Türkiye Şampiyonu Masa Tenisi Takımımız Yeni Yetenekler Arıyoruz
Masa Tenisi Kış Okulu, 22 Eylül Cumartesi başlıyor
Cumartesi - Pazar günleri 1 saat 15 dakikalık antrenmanlar halinde yapılacak Masa Tenisi Kış Okuluna, 1992-2000 doğumlu sporcular kabul edilecektir.Kayıt için 2 fotoğraf , sağlık raporu, nüfus cüzdanı fotokopisi yeterli olup, kış okulunun aylık ücreti 100 YTL'dir.
Müracaat: 0216 336 36 09 Dereağzı Masa Tenisi Şubesi
Galatasaray Profesyonel Futbol A Takımı, çalışmalarını Florya Metin Oktay Tesisleri Jupp Derwall antrenman sahasında yapılan antrenmanla sürdürdü.
Leverkusen Maçı Biletleri TükendiUEFA Kupası 3. turunda oynayacağımız Bayer Leverkusen maçının biletleri GS EUROPA Ofisi'nde satışa çıkmiş ve ilk iki saat içinde tükenmiştir. Ofisimizde bilet kalmamıştır!SADECE Avrupa Taraftar Kartı sahiplerine satılan biletleri almak isteyen taraftarlarımızın, yoğun telefonları sebebi ile şirket telefonlarımızın kilitlendiğini belirtir taraftarlarımıza teşekkür ederiz. GS EUROPA Ofisi
13 Kasım Salı günü saat 20:30’da Hollanda’da Hanzevast Capitals takımı ile karşılaşmak üzere Hollanda’ya gitti.Önce Amsterdam inen takımımız, daha sonra maçın oynanacağı kent olan Groningen’e iki saatlik otobüs yolculuğunun ardından ulaştı. Galatasaray Cafe Crown, günü maçın oynanacağı salonda çift idman yaparak geçirecek. Hollanda Basketbol Ligi’nde 6. sırada bulunan Hanzevast Capitals’in dün lig ikincisi Eiffel Towers Den Bosch’u 88-83 mağlup etti. Karşılaşmayı kafileden önce Groningen’e giden yardımcı antrenörümüz Aziz Bekir de takip etti.
Hakan Şükür Galatasaray TV'ye KonuştuGalatasaray'ın kaptanı Hakan Şükür birçok konuda Galatasaray TV'ye önemli açıklamalarda bulundu.İlk yarı performansı… Bence çok başarılı bir performans çizdi takımımız. Bu kadar büyük bir hedefleri olan bir camianın içerisinde genç yaşta gelip buna adapte olabilmek hiç kolay değil. Hatta beklenmedik anlarda bu şansı bulduğunuz zamanlar oldu. Takımın çok önemli transferleri oldu. Bu oyuncuların çok fazla katkı sağlamasını beklerken yaşamış oldukları sakatlıklar zaman zaman formsuzluklar takımı olumsuz etkilemesi bekleniyordu ama bu genç arkadaşlarımız sorumluluk alarak bu heyecan içerisinde kendilerini buldular. Üstün performans göstererek iyi mücadele ederek Galatasaray'ı hak ettiklerini gösterdiler en azından. Bu da onların ileriki zamanlar için tecrübe kazanmalarına neden oldu. İnşallah bu arkadaşlarımızın bizlerinde yardımıyla takıma destekleri daha fazla olacak. Tabii ki son maçı kazansaydık lider olarak ilk yarıyı tamamlayacaktık. Ama kazanamayınca baştan beri sizi al aşağı etmeye çalışan bir medya ordusunun da ekmeğine yağ sürmüş olduk. Başta yönetimimiz olmak üzere bu tatil döneminde başka şeylerle uğraşmak zorunda kaldılar. Bir çok şeye cevap vermek zorunda kaldılar. Teknik kadrodan yönetim kuruluna kadar bizi eleştiri yağmuruna tuttular. Bunu diğer takımlarda çok fazla görmüyoruz. Benim inancım ileriki dönemlerde bu kadrodaki futbolcular bu camiaya layık olmaya çalışacaktır. Beşiktaş maçından sonra takımın performansı düştüğü söylendi böyle bir şey var mı? Kadronun hem iyi olması hem çok sık değişkenlik göstermesi, hem sakatlıklar hem formsuzluklar, Avrupa ve ligdeki aşırı maç trafiği, 18-19 oyuncuyla tamamlamak bizi oldukça etkiledi. Ama biz bundan en az zararla çıktığımızı düşünüyorum. Benim kadro dışı kalmamla ilgili olayla ilgili şunları söyleyeyim. Kalli'yle hiçbir problem olmadığını o zaman açıkladım, beni bu camiada kalıcı kılan hocaların başında geliyor Kalli. Benim böyle bir lüksüm yoktu en azından bunu biliyordum. Bizler de insanız kiminin üzüntüsü üç gün sürüyor kiminin 13 gün sürer. Ama o kadro dışı kalma olayı beni üzmüştü. Ama bu etkileşimi farklı alıp medyanın önüne sunmak, daha önce ümitle yaşanan olay gibi medyanın bir plan bir oyunu. Bundan etkilendiğim doğru, ama Kalli'yle böyle bir küskünlüğe lüksümün olmadığı bir gerçek. Maalesef bu kullanıldı, buna kendi içimizden de inananlar oldu. Bunu medyanın önünde farklı konuşan yönetici büyüklerimizde oldu. Çünkü sanki böyle kötü bir gidiş var kötü gidişte sorumlu duygusu ön plana atıldı. Ama böyle bir şey olmadı. Lincoln'de vardı ama bu anlamda pek bir şey yaşamadı. Yabancı olmanın belki de bir avantajı. Bütün bunlara rağmen başarılı bir ilk yarı geçirdiğimizi düşünüyorum. Bireysel olarak ilk yarıyı nasıl değerlendiriyorsun, rekorları kırdın? Rekoru kırdıktan sonra kadro dışı bırakılma olayı gündeme geldi ve bir sakatlık dönemi yaşadım. Sezon başına da sakat girmiştim çok iyi hatırlıyorum. Hazır olmadan lig maçlarına hoca güvendi bana. Şans verdi arkadaşlarımın da desteğiyle o rekorlar üst üste atılan gollerle geldi. Kadro dışı olayına kadar çokta iyi bir performans çiziyordum. Ama takımımızda çok forvet var. O süreçte işte benim oynamadığım, sakat kaldığım dönemde oynayan arkadaşlar, Nonda ve Ümit olmak üzere onların da önemli katkıları oldu. Oynamadığım zamanda hayıflandığım söylenemez. Sakattım arkadaşlarımızın durumu iyiydi. Bireysel olarak başlangıç olarak çok iyi başladım. Ama iyi tamamlayamadığım bir süreç yaşadım. Hem sakattım hem de o üzücü dönemime denk geldim. 36 yaşındaki bir futbolcu için bu kadar kulvarda mücadele etmek yorucu milli takımada gittim geldim. Ama ben kendime dikkat eden bir oyuncu olduğum için, üstesinden gelmeye çalıştım. Ama inanıyorum ki ikinci yarı daha zor geçecek. Bilirsiniz Türkiye liginde bilhassa ikinci yarılar daha zorlu geçer. UEFA Kupası'nda Bayer Leverkusen ile karşılaşacaksınız bu kupayı kaldırmış biri olarak nasıl değerlendireceksin rakibi? Çok fazla gazete okumuyorum. Takip etmiyorum ama sanırım yine öyle kolay kura diye şeyler yazılmıştır. Aynı grup maçlarında da söylemiştim zor olacak diye Leverkusen'in son maçlarını izledim 5-0'lık bir galibiyetleri vardı. Çok tempolu oynayan, Alman liginin önemli takımlarından biri, geçmişinden bu güne kadar önemli oyuncular yetiştirmiş bir takım, şimdi tabi böyle bir takımla oynamak, böyle tempolu bir takımla oynamak, bizim bu süreyi içi geçirmemizi getiriyor. Ben ve arkadaşlarım bu devreyi iyi geçirip ligdeki maçlarla moral bulup daha önce kazandığımız kupa yolunda önemli adımlar atmak için bu turu ve gelecek maçları kazanmak istiyoruz. Bence iyi bir kura o güne kadar iyi çalışırsak kendimizi iyi hissedersek kupada ilerleriz. Grup kuraları belli olduğunda her yerde çok kolay grup dediler bence art niyetli kişilerdi bunlar, işte bu zayıf gruptan motivasyon eksikliği yaratmak için, söylemişlerdi. Bugünde keza Leverkusen kolay ve kolay rakip diye düşünüyorlar. Euro 2008 hedefin var mı? Öncelikle gruptan çıkma şansımız var diye düşünüyorum. Kendi bireysel hedefim olarak da tabi ki orada olmak benim için önemli olur. Ama buradaki performansımla doğru orantılı inşallah burada önemli şeyler yaparız. Şampiyon oluruz kupaları kaldırırız. Hepsine hala adayız. Sezon sonuna kadar göstereceğim performans orada olup olmayacağımı belirleyecek. Nasip olursa orda olmak isterim. Tabi Allah kaza bela vermese. Son olarak sezon sonu planında bir değişiklik var mı? Dönem itibariyle zor şeyler yaşadım. Hak etmediğime inandığım. Bunları bu camia içersinde söylemekten çekindiğim. Çünkü sevdiğim bir camia illaki yaranıza tuz basarsınız ama sevdiğiniz bir yerin veya milyonlarca insana karşı böyle bir şey yapamazdım. Sezon sonunda bu duygu ve psikolojik baskıdan artık çünkü burayı kaldırmak çok kolay değil. Hali hazırda hem futbol hem de kişilik olarak zarar vermeye çalışıyorlar. Dıştaki zarar vermeye pek bir şey diyemem çünkü onlar bunu bilinçli yapıyorlar hepimizde gördüğümüz gibi. İyi olsanız bile ama içerde de insan ufak tefek şeyler yaşayınca üzülüyor insan. Ama bunlar geride kaldı. Ben sezon sonu kısmet olursa Galatasaray da ki aktif bu kadar sene başarıyla, onurla mücadele ettiğime inanıyorum. Belki hak ettiğim ama hak ettiğimi göremediğim, çok an yaşadığım Galatasaray'da futbol hayatımı noktalayacağım. Artık sezon sonu ne olur futbolu bırakır mıyım, bırakmaz mıyım şartlar nasıl olur Avrupa şampiyonasına gider miyim, gitmez miyim o zaman karar vereceğim. Çocuklarım var okulları var çok fazla maddi bir beklentim yok ama önemli teklifler olduğu içinde kafam zaman zaman karışıyor. Bırakırsam da huzur içersinde bırakacağım gerçeği de ortada.
Leverkusen Maçı Biletleri TükendiUEFA Kupası 3. turunda oynayacağımız Bayer Leverkusen maçının biletleri GS EUROPA Ofisi'nde satışa çıkmiş ve ilk iki saat içinde tükenmiştir. Ofisimizde bilet kalmamıştır!SADECE Avrupa Taraftar Kartı sahiplerine satılan biletleri almak isteyen taraftarlarımızın, yoğun telefonları sebebi ile şirket telefonlarımızın kilitlendiğini belirtir taraftarlarımıza teşekkür ederiz. GS EUROPA Ofisi
13 Kasım Salı günü saat 20:30’da Hollanda’da Hanzevast Capitals takımı ile karşılaşmak üzere Hollanda’ya gitti.Önce Amsterdam inen takımımız, daha sonra maçın oynanacağı kent olan Groningen’e iki saatlik otobüs yolculuğunun ardından ulaştı. Galatasaray Cafe Crown, günü maçın oynanacağı salonda çift idman yaparak geçirecek. Hollanda Basketbol Ligi’nde 6. sırada bulunan Hanzevast Capitals’in dün lig ikincisi Eiffel Towers Den Bosch’u 88-83 mağlup etti. Karşılaşmayı kafileden önce Groningen’e giden yardımcı antrenörümüz Aziz Bekir de takip etti.
Hakan Şükür Galatasaray TV'ye KonuştuGalatasaray'ın kaptanı Hakan Şükür birçok konuda Galatasaray TV'ye önemli açıklamalarda bulundu.İlk yarı performansı… Bence çok başarılı bir performans çizdi takımımız. Bu kadar büyük bir hedefleri olan bir camianın içerisinde genç yaşta gelip buna adapte olabilmek hiç kolay değil. Hatta beklenmedik anlarda bu şansı bulduğunuz zamanlar oldu. Takımın çok önemli transferleri oldu. Bu oyuncuların çok fazla katkı sağlamasını beklerken yaşamış oldukları sakatlıklar zaman zaman formsuzluklar takımı olumsuz etkilemesi bekleniyordu ama bu genç arkadaşlarımız sorumluluk alarak bu heyecan içerisinde kendilerini buldular. Üstün performans göstererek iyi mücadele ederek Galatasaray'ı hak ettiklerini gösterdiler en azından. Bu da onların ileriki zamanlar için tecrübe kazanmalarına neden oldu. İnşallah bu arkadaşlarımızın bizlerinde yardımıyla takıma destekleri daha fazla olacak. Tabii ki son maçı kazansaydık lider olarak ilk yarıyı tamamlayacaktık. Ama kazanamayınca baştan beri sizi al aşağı etmeye çalışan bir medya ordusunun da ekmeğine yağ sürmüş olduk. Başta yönetimimiz olmak üzere bu tatil döneminde başka şeylerle uğraşmak zorunda kaldılar. Bir çok şeye cevap vermek zorunda kaldılar. Teknik kadrodan yönetim kuruluna kadar bizi eleştiri yağmuruna tuttular. Bunu diğer takımlarda çok fazla görmüyoruz. Benim inancım ileriki dönemlerde bu kadrodaki futbolcular bu camiaya layık olmaya çalışacaktır. Beşiktaş maçından sonra takımın performansı düştüğü söylendi böyle bir şey var mı? Kadronun hem iyi olması hem çok sık değişkenlik göstermesi, hem sakatlıklar hem formsuzluklar, Avrupa ve ligdeki aşırı maç trafiği, 18-19 oyuncuyla tamamlamak bizi oldukça etkiledi. Ama biz bundan en az zararla çıktığımızı düşünüyorum. Benim kadro dışı kalmamla ilgili olayla ilgili şunları söyleyeyim. Kalli'yle hiçbir problem olmadığını o zaman açıkladım, beni bu camiada kalıcı kılan hocaların başında geliyor Kalli. Benim böyle bir lüksüm yoktu en azından bunu biliyordum. Bizler de insanız kiminin üzüntüsü üç gün sürüyor kiminin 13 gün sürer. Ama o kadro dışı kalma olayı beni üzmüştü. Ama bu etkileşimi farklı alıp medyanın önüne sunmak, daha önce ümitle yaşanan olay gibi medyanın bir plan bir oyunu. Bundan etkilendiğim doğru, ama Kalli'yle böyle bir küskünlüğe lüksümün olmadığı bir gerçek. Maalesef bu kullanıldı, buna kendi içimizden de inananlar oldu. Bunu medyanın önünde farklı konuşan yönetici büyüklerimizde oldu. Çünkü sanki böyle kötü bir gidiş var kötü gidişte sorumlu duygusu ön plana atıldı. Ama böyle bir şey olmadı. Lincoln'de vardı ama bu anlamda pek bir şey yaşamadı. Yabancı olmanın belki de bir avantajı. Bütün bunlara rağmen başarılı bir ilk yarı geçirdiğimizi düşünüyorum. Bireysel olarak ilk yarıyı nasıl değerlendiriyorsun, rekorları kırdın? Rekoru kırdıktan sonra kadro dışı bırakılma olayı gündeme geldi ve bir sakatlık dönemi yaşadım. Sezon başına da sakat girmiştim çok iyi hatırlıyorum. Hazır olmadan lig maçlarına hoca güvendi bana. Şans verdi arkadaşlarımın da desteğiyle o rekorlar üst üste atılan gollerle geldi. Kadro dışı olayına kadar çokta iyi bir performans çiziyordum. Ama takımımızda çok forvet var. O süreçte işte benim oynamadığım, sakat kaldığım dönemde oynayan arkadaşlar, Nonda ve Ümit olmak üzere onların da önemli katkıları oldu. Oynamadığım zamanda hayıflandığım söylenemez. Sakattım arkadaşlarımızın durumu iyiydi. Bireysel olarak başlangıç olarak çok iyi başladım. Ama iyi tamamlayamadığım bir süreç yaşadım. Hem sakattım hem de o üzücü dönemime denk geldim. 36 yaşındaki bir futbolcu için bu kadar kulvarda mücadele etmek yorucu milli takımada gittim geldim. Ama ben kendime dikkat eden bir oyuncu olduğum için, üstesinden gelmeye çalıştım. Ama inanıyorum ki ikinci yarı daha zor geçecek. Bilirsiniz Türkiye liginde bilhassa ikinci yarılar daha zorlu geçer. UEFA Kupası'nda Bayer Leverkusen ile karşılaşacaksınız bu kupayı kaldırmış biri olarak nasıl değerlendireceksin rakibi? Çok fazla gazete okumuyorum. Takip etmiyorum ama sanırım yine öyle kolay kura diye şeyler yazılmıştır. Aynı grup maçlarında da söylemiştim zor olacak diye Leverkusen'in son maçlarını izledim 5-0'lık bir galibiyetleri vardı. Çok tempolu oynayan, Alman liginin önemli takımlarından biri, geçmişinden bu güne kadar önemli oyuncular yetiştirmiş bir takım, şimdi tabi böyle bir takımla oynamak, böyle tempolu bir takımla oynamak, bizim bu süreyi içi geçirmemizi getiriyor. Ben ve arkadaşlarım bu devreyi iyi geçirip ligdeki maçlarla moral bulup daha önce kazandığımız kupa yolunda önemli adımlar atmak için bu turu ve gelecek maçları kazanmak istiyoruz. Bence iyi bir kura o güne kadar iyi çalışırsak kendimizi iyi hissedersek kupada ilerleriz. Grup kuraları belli olduğunda her yerde çok kolay grup dediler bence art niyetli kişilerdi bunlar, işte bu zayıf gruptan motivasyon eksikliği yaratmak için, söylemişlerdi. Bugünde keza Leverkusen kolay ve kolay rakip diye düşünüyorlar. Euro 2008 hedefin var mı? Öncelikle gruptan çıkma şansımız var diye düşünüyorum. Kendi bireysel hedefim olarak da tabi ki orada olmak benim için önemli olur. Ama buradaki performansımla doğru orantılı inşallah burada önemli şeyler yaparız. Şampiyon oluruz kupaları kaldırırız. Hepsine hala adayız. Sezon sonuna kadar göstereceğim performans orada olup olmayacağımı belirleyecek. Nasip olursa orda olmak isterim. Tabi Allah kaza bela vermese. Son olarak sezon sonu planında bir değişiklik var mı? Dönem itibariyle zor şeyler yaşadım. Hak etmediğime inandığım. Bunları bu camia içersinde söylemekten çekindiğim. Çünkü sevdiğim bir camia illaki yaranıza tuz basarsınız ama sevdiğiniz bir yerin veya milyonlarca insana karşı böyle bir şey yapamazdım. Sezon sonunda bu duygu ve psikolojik baskıdan artık çünkü burayı kaldırmak çok kolay değil. Hali hazırda hem futbol hem de kişilik olarak zarar vermeye çalışıyorlar. Dıştaki zarar vermeye pek bir şey diyemem çünkü onlar bunu bilinçli yapıyorlar hepimizde gördüğümüz gibi. İyi olsanız bile ama içerde de insan ufak tefek şeyler yaşayınca üzülüyor insan. Ama bunlar geride kaldı. Ben sezon sonu kısmet olursa Galatasaray da ki aktif bu kadar sene başarıyla, onurla mücadele ettiğime inanıyorum. Belki hak ettiğim ama hak ettiğimi göremediğim, çok an yaşadığım Galatasaray'da futbol hayatımı noktalayacağım. Artık sezon sonu ne olur futbolu bırakır mıyım, bırakmaz mıyım şartlar nasıl olur Avrupa şampiyonasına gider miyim, gitmez miyim o zaman karar vereceğim. Çocuklarım var okulları var çok fazla maddi bir beklentim yok ama önemli teklifler olduğu içinde kafam zaman zaman karışıyor. Bırakırsam da huzur içersinde bırakacağım gerçeği de ortada.
Subscribe to:
Comments (Atom)