Saturday, January 19, 2008

Trabzonspor

Trabzonspor kaybetti
Trabzonspor Birinci Lig’e çıktığı ilk sezon, ilk maçında hem de kendi sahasında Fenerbahçe’ye yenilmişti. Sonraları pek çok kez yendi, büyükleri ve diğerlerini. Pek çok kez de yenildi. Şampiyonluklarla, kupalarla ‘4. Büyük’ payesine erişti. Bu hafta aldığı ise, her açıdan tarihinin en ağır yenilgisiydi.
TAMER BAĞLAN Futbola gönül verenler olarak yaklaşık bir aydır lig heyecanının başlamasını beklemekteydik. Dünyanın en kolay oynanabilen, detaylı bilgilere sahip olmadan da rahatlıkla yorum yapılabilen, sürprize en açık takım oyunu olan ve bu nedenlerle çok sevilen futbolu özlemiştik...Ve henüz ilk maçta, başlama düdüğü çalmadan önce favori gösterilen, oyun süresince de kazanmayı daha fazla hakeden şampiyonluk adayı Fenerbahçe’nin sürpriz yenilgisiyle "İşte futbolun güzel tarafı bu" dedik. Bu sezon Göksel Samsunspor kalesinde, Lorant Fenerbahçe kulübesinde ilk kez bir lig maçında yer alıyor ve her ikisi de takımlarının kazanması için yerinde duramıyordu. ‘Maçın adamı’ ünvanını, sahada olduğu için elinden daha çok şey gelen, Göksel’e verdik... Bir sonraki gün, düşmemek için yukarılara doğru çıkmak gerektiğini idrak etmiş gibi görünen Gençlerbirliği ve Malatyaspor’un altın değerindeki galibiyetlerine, Ankaragücü’nün alışılageldik üç puanını ekledik. Tehlike bölgesinde ve de Avrupa’ya çıkabilme hevesinde olanlar sayesinde, ilerleyen haftalarda artacak heyecanı düşünürken, bir yandan da lideri izlemek için akşamı bekledik... Lider de beklemeye değiyor doğrusu. Bir kez daha Galatasaray’ı izlerken keyiflendik. Nasıl bir yapıysa bu, idari, teknik ya da futbolcu kadrosu ne kadar değişirse değişsin, Sarı - Kırmızılılar’daki doymuşluk oranı hiç yükselmiyor. Hala kazanmaya açlar. Bir o kadar da futbola... Baksanıza kaptana! Galatasaray’daki ilk maçını oynuyormuşcasına hırslı, kendini ispat etme niyetinde...Ve sanki siftahıymış gibi, çoklarınca sıradan bir gole nasıl sevinmekte. Ligimizin kendine en iyi bakan profesyonellerinden Batista’yı karga tulumba hastaneye taşıyorlar, o ise amatörlüğün de ötesinde oyuna devam etmek için yalvarıyor, iki gözü iki çeşme... İzmit’teki zorlu maçta evsahibinin gülmesi, Bursa’dan gol sesi gelmemesi derken, Yozgat Buz Pisti’nden ciddi bir sakatlık haberi çıkmamasına epeyce sevindik. Ardından, haftanın üç sonuca açık, sürprize kapalı tek maçına geldik. Aman yanlış anlaşılmasın! "Sürprize kapalı" derken, Trabzon’da çıkan olayları kastetmedik. Hani, özellikle son onbeş yıldır arasıra tekrarlanan, bütün Trabzonspor taraftarlarına maledilemeyecek, bir kaç kendini bilmezin çıkarttığı olaylar için "Sürpriz değil!" demek istemedik. Gerçek bir Trabzonspor taraftarı tabii ki bilir, kendi takımının rakip sahada kazanma hakkı kadar, rakiplerin de onların önünde aynı hakka sahip olduğunu. Futbol, içinde her türlü sonuç olan bir spordur ve de yaşamışlardır İstanbul’da Fener’e, Cim Bom’a beşer tane atmanın mutluluğunu... Unutmadan belirtelim, "Sürprize kapalı" derken böyle bir farkı da aklımızdan geçirmemiştik. Kartal gittikçe daha güzel uçuyor ve uçtukça yükseliyor, ancak tarihe geçecek bir sonuç alabileceğini hiç düşünmemiştik. Neyse... Beklenen kaleci Asper, Tümer, İlhan, Ahmet Dursun üçlüsü ve diğerleri... Beşiktaş kazanmayı haketti. Trabzonspor ise, kesinlikle kaybetti...

No comments: